ensue

  1. Intransitive Verb izlemek, birbirini takip etmek, biri öbürünün ardından gelmek.
    the ensuing year: ertesi yıl.
    They
    said the building will be finished the ensuing year.
    Silence ensued: Onu sessizlik izledi.
  2. Intransitive Verb sonucu … olmak, sonunda vaki olmak, netice olarak husule gelmek, çıkmak, meydana gelmek.
    In his anger
    he hit the man and a fight ensued: Öfkelenip adama vurdu, sonunda kavga çıktı.
…den doğmak Verb, Law
bir yanlış anlaşmadan meydana gelmek Verb
… açısından doğmak Verb, Law