fruit

  1. Noun, Botany meyve
  2. Noun meyve, yemiş.
    dried fruit: kuru yemiş.
    soft fruit: çilek vb. gibi yumuşak meyve.
    fruit
    cup: bardak/kadeh içinde verilen karışık meyve salatası.
    fruit salad: meyve salatası.
    fruit knife: meyve bıçağı.
    stone fruit: çekirdekli meyveler.
    fruit-bud: çiçek/meyve veren tomurcuk.
  3. Noun, Botany bitkinin tohumlu/çekirdekli kısmı.
  4. Noun sonuç, semere, netice.
    Their plans haven't borne fruit: Plânları bir sonuç vermedi.
    His failure
    is the fruit of laziness.
  5. Noun ürün, mahsul, hasıla, verim.
    His invention was the fruit of much effort.
  6. Noun, Public Finance kâr, kazanç.
  7. Noun döl, evlât, nesil.
  8. Noun ibne, homoseksüel erkek.
  9. Noun ahbap.
    old fruit: eski ahbap. (nadiren kullanılır).
  10. Verb meyve ver(dir)mek.
    The tree fruits in the late summer. Pruning will sometimes fruit a tree.
  11. Verb verimli olmak/kılmak, sonuç/netice ver(dir)mek.
Elma şarabı ve diğer meyve şaraplarının imalatı (NACE kodu: 11.03) Noun, Trades-Professions
Sebze ve meyve suyu imalatı (NACE kodu: 10.32) Noun, Trades-Professions
Başka yerde sınıflandırılmamış meyve ve sebzelerin işlenmesi ve saklanması (NACE kodu: 10.39) Noun, Trades-Professions
Sebze ve meyvelerin işlenmesi ve saklanması (NACE kodu: 10.3) Noun, Trades-Professions
Belirli bir mala tahsis edilmiş mağazalardaki meyve ve sebze perakende ticareti (NACE kodu: 47.21) Noun, Trades-Professions
Meyve ve sebzelerin toptan ticareti (NACE kodu: 46.31) Noun, Trades-Professions
ürün vermek Verb
meyve vermek Verb
keçi boynuzu
turunçgillerden herhangi bir meyve: limon, portakal, turunç, mandalina vb.
kuru(tulmuş) meyve.
kuruyemiş
(a) memnu meyve: Kutsal Kitaba göre Adem ve Havvanın Allahın emrine aykırı olarak yeyip cennetten kovuldukları,
iyi ile kötüyü ayırdetmeye yarayan bilgi ağacının meyvesi, (b) yasa/ahlâk dışı zevk ve sefahat düşkünlüğü.
yemiş
şekerleme
samara Noun
kivi (meyva)
kolay hedef Noun
kabzımal
bitişik meyve: birçok çiçeklerin dişilik organlarının birleşmesiyle oluşan meyve (dut, ananas vb.). Noun
çok meyve vermek Verb
taze meyve
olgun meyve
olmuş meyve
kabuksuz
yumuşak meyve
komposto
hoşaf
çekirdekli meyve (şeftali, kaysı, erik, kiraz vb.). Noun
ham meyva
memleket dışında yetiştirilen meyve
uçan tilki
(Pteropus edulis): eski dünyanın tropik bölgelerinde yaşayan, kafası tilki başına benzer,
meyve yiyen bir tür yarasa.
semereli
meyveli ve kuru yemişli pasta
meyve vagonu
meyve kokteyli
ayrılıktan kalan ürünler
meyve çiftçisi
meyve sineği
(Trypetidae Ceratitis/Anastrepha): larvaları meyvelere zarar veren birkaç çeşit haşerat. Noun

drosophila ile ayni anlama gelir. meyve kelebeği: larvaları meyve ile beslenen ve kendisi kalıtım
araştırmalarında kullanılan kelebek türü.
Noun
meyve sineği (Kaynak: Evrim Çalışkanları) Noun, Biology
meyvecilik
meyve konservesi
meyve suyu
otomatik kumar makinesi
meyve/tatlı tabağı. Noun
meyve/tatlı tabağı. Noun
uzun çalışma sonucu elde edilen şey
nesil, kuşak.
meyve bahçesi
meyve bahçesi/çiftliği. Noun
meyve salatası Noun, Food-Kitchen
meyvecilik
meyve dükkânı
meyve tablası/sergisi, işporta. Noun
meyve şekeri, früktoz. Noun
meyve ağacı. Noun
meyve sineği
(Ceratitis capitata): siyah-beyaz benekli, iki kanatlı, larvası olgun meyveleri mahveden bir tür sinek.