god

  1. Noun, Religion-Faith ilah
  2. Noun Allah, Tanrı, Cenabı Hak, Halik, Halik-ı Mutlak, Rabbilâlemin.
    God bless me/my soul! Allah Allah!

    God forbid! Allah göstermesin/esirgesin/korusun. Maazallah! Hâşâ!
    God save the Queen: Yaşasın Kraliçe (İngilterenin millî marşı).
    God willing: İnşallah, Allahın izniyle, Cenabı Hak isterse.
    God wot: Allah bilir.
    by God: Vallahi, billâhi.
    For God's sake: Allahaşkına, Allah rızası için.
    Good God!: Aman Allah(ım)/Yarabbi!
    In God's name: Bismillâh.
    It's God's truth: Asıl gerçek budur.
    So help me God: (Mahkemede yemin sonunda söylenir) Allah yardımcım olsun/Allahın yardımıyla.
    Thank God! Hamdolsun, çok şükür, Allaha şükür, Elhamdülillâh.
    Would (to) God: Allah vere de, keşke.
    Act of God
    (huk. tabiî âfet, mücbir sebep, olağanüstü hal.
    God's acre: mezarlık.
    a God spot: cehennemin dibi.
    God knows
    k.d. Vallahi!
    God only knows: Allah bilir.
    serve God and Mammon: Hem Allaha hem paraya tapınmak.
    Ye Gods! Hay Allah!
  3. Noun mabut ilâh, put, sanem.
    a feast for the Gods: şahane bir şölen/ziyafet.
  4. Noun tanrı/ilâh mertebesine çıkarılan kimse/şey.
    His father was a God for him.
    make a God of:
    tapınmak, ilâh mertebesine çıkarmak, putlaştırmak, tanrılaştırmak.
    He makes a God of his work, and forgets his family.
    a little tin God: kendini çok yüksek/önemli gören/ alçak dağları ben yarattım diyen kimse.
  5. Transitive Verb tanrılaştırmak, ilâhlaştırmak, putlaştırmak, tanrı/ilâh mertebesine yükseltmek.
mücbir sebep, doğal âfet.
mücbir sebepler Noun
mücbir sebep
doğal afetler Noun, Law
tanrılaşmak Verb
ya Allah
Allah bilir nasıl!
Tanrı sayesinde
Allahın lütfu ile
bilhassa gençleri toplumuna kabul eden son derece muhafazakâr bir Hristiyan mezhebi Noun
(a) Kudüs, (b) Cennet.
Allah aşkına Adverb
inayet
inanmak Verb
öldü, Mevlâsına kavuştu.
tapınak, ibadethane, cami, kilise.
house of worship, house of prayer ile ayni anlama gelir. Noun
Allah adına
bismillah
Hz. İsa. Noun
papaz, rahip, din adamı.
peygamber, evliya, vb. Noun
Allahım
Allah Allah
aman Allah
Attilâ, Allahın Kamçısı.
Vallahi, Allah şahidim olsun, namus ve şerefim üzerine yemin ederim.
I swear to tell the truth, so help me God.
! (a) (yemin) Allah şahittir, (b) Allah yardımcım olsun!
Hazret İsa.
güneş tanrısı.
şükretmek Verb
hamdetmek Verb
neyse ki Noun
Allaha şükür
Allahtan
Allaha (bin) şükür
hu
=
God's will: Allahın emri, takdiri ilâhî.
diktatör, kendini çok büyük gören devlet adamı.
namuslu bir hayat sürmek Verb
dürüst
Allah bağışlasın
Allah selamet versin
berhudar ol
Allah senden razı olsun
vaftiz evladı
vaftizi üstlenilen çocuk
Allah kahretsin
Allah kahretmesin
Allah belanı versin
vaftiz kızı
Allah'tan korkan
dürüst
dindar
maazallah
Allah göstermesin
Tanrı korusun
Allah esirgesin
Allah saklasın
Allah korusun
Allah vermesin
Allah çalışana yardım eder.
Allah büyüktür
Allah kerim
tanrı şahidimdir ...
Allah bilir
Allah kerim
! Tövbeler olsun! Sözüm ona! Hâşâ!
tam vaktinde Allah'tan gelen yardım
beklenilmedik zamanda vaki olan iyi bir şey
(Br) televizyon ya da radyoda dinsel program
inşallah Adverb
Allahın izniyle Adverb
Allah kısmet ederse Adverb
mezarlık.
Tanrı'nın buyrukları Noun
güzel ülke, Allahın lûtfuna mazhar olmuş güzel ve bereketli arazi. Noun
uzak/kırsal bölge. Noun
rahmet
Allahın emri
Tanrı'nın seçkin kimseleri Noun
mücbir sebep vukuunda
istiğfar etmek Verb
Allahın inayetiyle
Allahını seversen
Allah rızası için
Allah aşkına
vallahi billahi !
inşallah
ABD paraları özerindeki simgesöz.
Florida'nın simgesözü.
Allahın adını ağzına almak Verb
Allah arttırsın
Allah versin
Allah eksikliğini göstermesin
Allah utandırmasın
Allah selamet versin
Allah kavuştursun
rab bim
İnşallah!
tevekkül etmek Verb