grave

  1. Noun mezar, kabir, lâhit.
    Dig one's own grave: Mezarını kendi (eliyle) kazmak.
    From cradle to the
    grave: Beşikten mezara kadar.
    Someone is walking over my grave: Tüylerim ürperiyor.
    to have one foot in the grave: bir ayağı çukurda/mezarda olmak.
    to turn (over) in one's grave: mezarında kemikleri sızlamak.
    secret as the grave: çok gizli.
    silent as the grave: mezar gibi sessiz.
  2. Noun türbe, makber.
  3. Noun ölen/kaybolan/geçmişe intikal eden şeyin gömüldüğü yer.
    the grave of dead reputations.
  4. Noun ölüm.
    He'll come to an early grave: Vaktinden evvel ölecek.
  5. Adjective ciddî, vakur, vekarlı, ağırbaşlı, temkinli.
    a grave person. grave thoughts. a grave face. a grave ceremony.
  6. Adjective önemli, mühim, vahim, ağır, tehlikeli.
    It was a grave decision to make. grave responsibilities. grave
    situation. The sick man's condition is grave.
  7. Adjective, Grammar (a) vurgusuz, (b) pes, alçak frekanslı, (c) aksanlı, Fransızcadaki aksan grav (
    `) gibi.
  8. Adjective (renk) donuk, sönük, cansız, karanlık, loş, kasvetli.
  9. Transitive Verb hâkketmek, oymak, kazmak.
    graving-tool: hakkâk/oyma kalemi, çelik kalem.
  10. Transitive Verb nakşetmek, derin iz bırakmak.
    graven in the mind.
  11. Transitive Verb, Maritime Traffic kalafat etmek, geminin altını temizleyip zift sürmek.
    graving dock: kalafat yeri, gemi tamir havuzu.
  12. ağır, yavaş, ciddî, vakur (bir şekilde).
bir ayağı çukurda olmak Verb
ortak mezar
bir cenaze alayını mezarlığa kadar izlemek Verb
beşikten mezara
bir ayağı çukurda/mezarda olmak.
toplu mezar Noun
affedilir
affolunur Adjective
bir ayağı mezarda
yoksullar mezarlığı
hortlamak Verb
mezardan çıkmak Verb
canlanmak Verb
dirilmek Verb
kemikleri sızlamak Verb
mezarında ters dönmek Verb
yoksullar mezarı
mezarında ters dönmek Verb
kemikleri sızlamak Verb
şehitlik
ölülere giydirilen giysiler Noun
ciddi tehlike
mezar kazıcı
acı haber
mezar hırsızı Noun
mezar hırsızlığı Noun
mezar hırsızlığı Noun
borsada büyük skandal
ciddi durum
ağır ihlal Noun, Rights-Freedoms
başı büyük dertte olmak Verb