gun

  1. Military top.
    the big guns: ağır topçu.
  2. tüfek, silah.
    machine gun: makineli tüfek.
    double-barelled gun: çifte.
    single barelled
    gun: tek namlulu tüfek.
  3. tabanca, revolver.
    He's got a gun: Tabancası/silahı var.
    The thief was carrying a gun.

    to draw a gun on someone: birine tabanca çekmek.
  4. püskürteç, püskürtme cihazı.
    a paint gun.
    grease gun: yağ/gres tabancası.
    spray gun: püskürteç.
  5. av partisi üyesi.
  6. silahla avlamak.

  7. gun down: (tüfekle/tabanca ile) ateş etmek, vurmak, vurup yaralamak/öldürmek.
    He wasgunned
    down as he left his car. to gun down a killer.
  8. gazlamak, birdenbire motora fazla yakıt sevketmek, hızlandırmak.
    He gunned the engine to pass.
  9. (bkz: gin )3
    (s.f.).
  10. makineli tüfek, mitralyöz.
hava tabancası, hava basıncı ile çalışan silah. Noun
tank savar silahı
(a) işaret verilmeden yarışa başlamak, (b) bir işe vakitsiz (vaktinden önce) başlamak, acele etmek/davranmak, ivmek.
kodaman, nüfuzlu/önemli kişi.
He became a big gun in scientific circles: Bilimsel çevrelerde önemli bir kişi oldu. Noun
kodaman, nüfuzlu/önemli kimse, yüksek mevki sahibi adam.
(40 mm. otomatik) uçaksavar topu. Noun
hafif makineli tüfek. Noun
makineli tabanca. Noun
otomatik tabanca.
cap pistol Noun
chaser ile ayni anlama gelir. takip gemisi topu. bow chaser: baş topu. stern chaser: kıç topu.
motoru ayarlamak Verb
elektron tabancası Noun, Physics
fil tüfeği: fil ve benzeri hayvanları avlamakta kullanılan büyük çaplı tüfek.
sahra topu
top atmak Verb
flaş-çakan: foto flaşını ve diyaframı beraberce çalıştıran düzen. Noun
ileri mevzi topu
ileri mevzi topu
Gatling (makineli) tüfeği: bir eksen etrafında dönerek otomatik doldurulup ateşlenen bir sürü namlusu olan ilkel makineli tüfek. Noun
(a) (makinenin motorunu) birdenbire hızlandırmak, (b) hızını/şiddetini/verimini vb. artırmak.
harekete geçirmek, hızlandırmak.
(el ile işleyen) yağ/gres pompası, (yatak yağlamak için) yağlama tabancası. Noun
büyük hayvan
zıpkın-atan, zıpkın tüfeği.
kurutma makinesi/tabancası: alevsiz sıcak hava üfleyen cihaz. Noun
ücretli asker
kiralık katil
tetikçi Noun
(a) işaret verilmeden yarışa başlamak, (b) bir işe vakitsiz (vaktinden önce) başlamak, acele etmek/davranmak, ivmek.
(a) işaret verilmeden önce başlamak/harekete geçmek, (b) vaktinden önce başlamak.
zamanından önce harekete geçmek Verb
hafif makineli tüfek. Noun
hafif makineli tüfek. Noun
uzun menzilli top
makineli tüfek
mitralyöz
makineli
kamufle edilmiş top
matem topu: matem işareti olarak (kral veya devlet başkanının ölümü, geminin batması vb. dolayısıyla) her dakikada bir atılan top.
çivi tabancası Noun
gemi topu
mekanizmalı tüfek. Noun
(gemide/kalede) sahte top.
isyan bastırma tüfeği, yaralamaktan ziyade korkutan kısa namlulu tüfek. Noun
roket topu, roketli silah, roket atan, bazuka Noun
filinta
işaret topu
işaret tüfeği
son (5).

sons of guns
) argo (a) çapkın, külhanbeyi, madrabaz, düzenbaz, alçak, rezil, (b) köftehor,
maskara (sevgi ve şefkat hitabı olarak).
zıpkın tüfeği.
av tüfeği
püskürteç
pülverizatör
tabanca
püskürtme tabancası
otomatik yaylı tüfek
oyuncak su tabancası, püskürtme şırıngası.
zımba tabancası Noun
sten
yüksek voltta elektrik çıkaran silah
hafif makinalı tüfek
hafif makinalı tüfek. Noun
mil üzerinde dönen top.
Tomson hafif makineli tüfeği.
Tomson hafif makineli tüfeği.
taret topu, taret/kule silahı.
müşkül/zor durumda, kendini savunma zorunda.
ev yapısı tabanca. Noun
tüfek namlusu. Noun
topçu kumandanı. Noun
top kundağı. Noun
silah taşıyıcısı. Noun
bireysel silahlanmanın önlenmesi Noun, Politics-Intl. Relations
top mürettebatı, silah mürettebatı. Noun
top güvertesi. Noun
av köpeği. Noun
öldürmek Verb
yere sermek Verb
(a)
ABD- argo birini yoketmeye çalışmak, vurmak/öldürmek maksadıyla aramak, (b) peşine düşmek,
bütün gayretiyle araştırmak, bulmaya/ele geçirmeye çalışmak.
gun for victory: bütün gücüyle zafere ulaşmaya çalışmak.
(US) aşırı istekli
çok hevesli
(Br) silah ruhsatı
silah taşıma izni
top madeni, tunç: bakır-kalay-çinko alaşımı. Noun
gri alaşım: zincir, kemer tokası vb. yapmakta kullanılan menevişli koyu kurşunî/siyahımsı gri renkte maden alaşımı. Noun
gangsterin sevgilisi. Noun
kadın haydut/hırsız. moll ile ayni anlama gelir. Noun
top mevzii. Noun
silahlık
top menzili
silah tescili
silahhane, silahların muhafaza edildiği salon. Noun
savaş gemisinde küçük rütbeli subaylar bölümü. Noun
silah kaçakçısı
silah satıcısı
silah kaçakçılığı
silah ticareti
tüfekçilik
(biri sabit) iki makaralı palanga. Noun
silahı ateşe hazır duruma getirmek Verb
birine silahını doğrultmak Verb
tartışma götürmez delili
(US) birine silah doğrultmak Verb
week-day
workday
bissextile day
leap-day
bissext
intercalary day
leap d
weekday
application day
someday
all day
entire day
all day long
around the clock
bissext
leap day
on the following day Adverb
the next day Adverb
the day before yesterday
the day before last Noun
the day before last Noun
the day before yesterday
on the other day
the other d
the other day
sun
time
weekday
feast-day
period
light
daytime
happy-days
day Information Technology
date
age
before daylight
to make an appointment Verb
on alternate days
every other day
sundown
day after day
day by day
in the course of the day
all day (long
cock crow
solstice Noun
day light
days after date
end-of-day (EOD) Adjective
every day
time of trouble
black day
decisive date (decisive day)
that time of the month Noun, Biology
ever after
field day
the day bc
previous day
odd- come shortly
open day
day of expiration
full time
black letter day
evil day
unfortunate day
wet day
half time
wearing day

Turkish Dictionary (Kubbealtı Turkish Dictionary)

  1. bk. –gın
  2. Renk

Dünyânın kendi yörüngesi etrâfında bir defa ... 24 saatlik zaman parçası
bk. –gın