kind of

  1. bir nevi, âdetâ, sanki, belirsiz/müphem (bir şekilde), bir dereceye kadar, oldukça, bir hayli.
    It
    was kind of late: Vakit oldukça geç idi.
    The room was kind of dark: Oda âdetâ karanlıktı.
    I kind of thought this would happen: Böyle olacağı sanki içime doğmuştu.
    I kind of expected this: Bunu âdetâ bekliyordum.
    in a kind of way: bir nevi, şöyle böyle, bir bakıma.
    In a kind of way I'm sorry: Bir bakıma müteessirim.
    I had a kind of fear that = I was kind of frightened that … : …'den âdetâ korkuyordum.
    I had a kind of suspicion (= I vaguely suspected) that he was cheating: Hile yaptığını (müphem bir şekilde) seziyordum/hile yaptığından şüpheleniyordum.
    a kind of millionaire: bir nevi milyoner (milyoner gibi bir şey).
    What kind of people does he think we are?: Bizi ne zannediyor?
    What kind of a fool does he take me for: Beni enayi/aptal yerine mi koyuyor (aptal mı zannediyor)?
    That's the kind of person I am: İşte ben böyleyim.
    “Are you tired?” “ kind of.”: “Yoruldun mu?”“Biraz (öyle gibi)”
şat Maritime Traffic
emme basma tulumba
sıradan kişi
adamına düşmek Verb
devredilebilir mülk
yeni bir din gibi gelişmek Verb
çok naziksiniz
birinci derecede yanılgı
Üçüncü Türden Yakınlaşmalar Proper Name, Cinema
(istatistik) birinci derecede yanılgı
bu tür vaka için herhangi bir hüküm öngörmemek Verb
bu tür vaka için herhangi bir hüküm öngörmemek Verb
hiç de öyle değil.
I will do nothing of the kind: Asla öyle şey yapamam.
I will have nothing
of the kind: Öyle şeye tahammülüm yoktur (müsamaha edemem).
öyle (hiç) bir şey.
You'll do nothing of the sort: Öyle bir şey yapamazsın.
(a) aynı cinsten, eştürlü, aynı nitelikte/karakterde/tabiatte.
They're all of a kind: Hep aynı
karakterdedirler.
of a different kind: başka türden/çeşitten. (b) düşük nitelikli, âdi cinsten, gûya, sözde, sözüm ona.
She gave us coffee of a kind , but we couldn't drink it: Bize ikram ettiği sözüm ona kahveyi içemedik.
It was beef of a kind: Gûya sığır eti idi.
onun/bunun gibi bir şey, ona/buna benzer bir şey, öyle bir şey.
herhangi bir bedeli olmadan