meat

  1. Noun et.
    meat packing
    ABD toptan kasaplık.
  2. Noun (genel anlamda) yiyecek (şey), yemek.
    meat and drink: yiyecek ve içecek.
    Say grace before meat:
    Yemekten önce dua etmek.
    This is meat and drink to them: Bu onlar için bir nimettir.
    One man's meat is another man's poison
    a.s. Birine yarar, ötekine zarar.
  3. Noun (meyve, sebze vb.) etli kısım, yenen kısım, et.
    The meat of a peach/of a nut.
  4. Noun öz, esas, ruh, ana fikir.
    The meat of a book. There's not much meat in this book. The meat of an argument/of the story.
  5. Noun en büyük zevk, en çok sevilen uğraş/meşgale.
    Something to do with electronics would be more his meat
    than a job in commerce.
  6. Noun günün başlıca yemeği, yemek.
Etin işlenmesi ve saklanması (NACE kodu: 10.11) Noun, Trades-Professions
Etin işlenmesi ve saklanması ile et ürünlerinin imalatı (NACE kodu: 10.1) Noun, Trades-Professions
Kümes hayvanları etlerinin işlenmesi ve saklanması (NACE kodu: 10.12) Noun, Trades-Professions
Et ve kümes hayvanları etlerinden üretilen ürünlerin imalatı (NACE kodu: 10.13) Noun, Trades-Professions
Belirli bir mala tahsis edilmiş mağazalardaki et ve et ürünlerinin perakende ticareti (NACE kodu: 47.22) Noun, Trades-Professions
Et ve et ürünlerinin toptan ticareti (NACE kodu: 46.32) Noun, Trades-Professions
bakemeat
masturbate.
kasaplık et
doğranmış et Noun, Food-Kitchen
(pişmiş) soğuk et. Noun
ceset. Noun
kara et: hindi budu gibi pişince kararan et. Noun
enayi, bön, budala, kolayca aldatılabilen kimse. Noun
balık eti Noun, Food-Kitchen
(kırmızı) et (tavuk, kuş, balık eti hariç) Noun
taze et
dondurulmuş et
cızbız
kıyma
et dağıtmak Verb
kuzu eti Noun, Food-Kitchen
white meat Noun
kıyma
kıyılmış et Noun, Food-Kitchen
konserve et
kırmızı et, çiğ iken kırmızı olan et (koyun, sığır vb.). white meat Noun
rosto
(G. ve orta ABD) domuz budundan yapılmış jambon.
kabul edilmesi zor olan mesele
bozulmuş et
sakatat (ciğer, dil, böbrek, vb.).
beyaz et: tavuk, hindi, dana vb. eti.
light meat ile ayni anlama gelir. Noun
öz, esas, temel, en önemli/esaslı kısım.
et yemekleri yenen sabah kahvaltısı
et suyu
satır
et yemeği
(fazla pişirmekten) yanmış et.
kıyma makinesi
kıyma makinası Noun
et kıyma makinesi Noun, Food-Kitchen
kasap çengeli Noun
mezbaha
salhane
et muayenesi
bir kitabın özü
etli börek. Noun
ekspres tren
tel dolap. Noun
et suyu Noun, Food-Kitchen
ikindi kahvaltısı
et döveceği Noun, Food-Kitchen
et termometresi Noun, Food-Kitchen
yağsız domuz eti. Noun
ambülans
cankurtaran
kapalı polis kamyoneti
kapalı polis kamyoneti
ambülans
birinin pestilini çıkarmak Verb
et konserve fabrikası Noun
bu et buzdolabında üç gün bozulmadan durur
Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğü Noun, Organizations