hope

  1. umut, ümit.
    the hope of winning.
    give up hope: umudunu kesmek.
    in the hope of = in hopes:
    ümidiyle, umarak.
    beyond/past (all) hope: umutsuz, imkânsız.
    live in hope: umutla yaşamak.
  2. emel.
  3. umut bağlanan şey/kimse.
    He is the last hope of the family: O, ailenin son ümididir.
    The drug
    was the patient's last hope.
  4. güven, itimat.
  5. ummak, ümit etmek, (ümitle) beklemek).
    We're hoping to visit İstanbul this year. I hope he'll come
    tomorrow.
    hopeed for: umulan, beklenen.
  6. ümit/temenni/arzu etmek, dilemek, olmasını istemek.
    I hope you haven't hurt yourself. I hope that
    my work will be satisfactory.
  7. emel beslemek.
  8. güvenmek, itimat etmek.
birinin büyük umudu
umuda düşmek Verb
hiç ümit kalmamak Verb
ümitsiz vaka olmak Verb
umutlanmak Verb
Ümit Burnu.

Cape Province ile ayni anlama gelir. G. Afrika Cumhuriyetinin bir eyaleti; eski adı:
Cape Colony.
Merkezi:
Cape Town.
Noun
: Ümit Burnu.
bir ümit ışığı görmek Verb
ümit ışığı
umut ışığı
umutsuz girişim
(a) boş ümit.
It's a forlorn hope. (b) umutsuz/tehlikeli/beyhude girişim/teşebbüs, (c)
esk. fedai/serdengeçti alayı.
umut dolu Adjective
bütün ümidini yitirmek Verb
ümit ışığı
ümit ışığı
ümit etmek/ummak, ümidini kesmemek.
He can hold out no hope for success.
sakın
ümit dolu
haklı olarak ümit besleme
inşallah Adverb
canlı ümit
umut kesmek Verb
en ufak bir ümit bile yok
boş umut Noun
çok az umut
ümit ışığı
umut ışığı Noun
Yıldız Savaşları Bölüm IV: Yeni Bir Umut Proper Name, Cinema
zayıf ümit
büyük istidat, istikbal vadeden kimse Noun
son umudum sensin
ümidini kırmamak, olmayacak bir şeyi ummak, yeise kapılmamak, olması için dua etmek.
I fell asleep
hoping against hope that the news was not true.
çeyiz sandığı
çeyiz sandığı. Noun
ummak Verb
havanın düzelmesini beklemek Verb
medet ummak Verb
birşey ummak Verb
gerisini talihe/Allaha bırakmak, sonuçtan umut kesmemek, güvenini sarsmamak.
Don't worry about the
exam, you study as hard as you can, and then hope for the best.
olmayacak duaya amin demek Verb
birşey yapmayı umut etmek Verb
birşey yapmayı ümit etmek Verb
birşey yapmayı ummak Verb
Allah vere de, keşke.
I hope to hell he didn't go alone: Allah vere de yalnız gitmemiş olsa.
umutlandırmak Verb
...'e umut vermek Verb
iyileşmek için pek ümidi olmamak Verb
(birinden bahsederken) “Kulakları çınlasın.”
inşallah
inşallah
Hayrola! inşallah herşey yolunda!
Umarım,
Hayırlı olsun.
hiç umut yok
Çıkmadık candan ümit kesilmez. Sentence