milk

  1. süt.
    cow milk: inek sütü.
    condensed milk = evaporated milk: süt özü.
    dried milk:
    süt tozu.
    new milk = fresh milk: taze süt.
    skim milk: yağsız (yağı alınmış) süt.
    tinned milk: konserve süt.
    milk puddings: sütlü tatlılar (sütlâç, muhallebi vb.).
  2. bitki vb. sütü, süte benzer sıvı.
    coconut milk: Hindistan cevizi sütü.
  3. süt(ünü) sağmak.
    The farmer milked the cows.
  4. (bir kimseden para/servet/haber vb.) sızdırmak/çekmek/sağmak, yararlanmak, kötüye kullanmak.
    The minister
    was too experienced to be milked by the newspaper men (= he refused to give them any news).
  5. süt vermek.
    This cow doesn't milk very well.
  6. sağılmak.
boyanabilen bakterili süt (tıbbî maksatlarla kullanılır). Noun
sütlü kakao
hindistan cevizi sütü Noun, Food-Kitchen
sütlü kahve
bütün gece eğlenip şafak vakti eve dönmek.
He came home with the milk.
yoğun süt, teksif edilmiş süt, suyu uçurularak koyulaştırılmış süt. Noun
inek sütü Noun, Food-Kitchen
nafile üzülmek, boş yere dövünmek, telâfisi imkânsız bir şey için gözyaşı dökmek.
It's no use crying
over the spilt milk: Telâfisi imkânsız bir şey için gözyaşı dökmek neye yarar?
süt tozu. Noun
yoğun süt: kısmen suyu uçurulmuş koyu/konsantre süt. Noun
sütünü sağmak Verb
sütünü akıtmak Verb
süt sağmak Verb, Child Care
yağsız süt Noun, Food-Kitchen
katışık süt: yağı alınarak bitkisel yağ eklenmiş süt. Noun
tam yağlı süt Noun, Food-Kitchen
buzul akıntısı/suyu: buzuldan doğan bulanık (süt görünüşünde) su dereciği.
sütün parasını ödedin mi ?
kaymaklı dondurma.
yağsız sütten yapılmış dundurma. Noun
frozen custard Noun
maltlı süt tozu. Noun

malted ile ayni anlama gelir. maltlı süt: süt tozu ve malttan yapılmış dondurmalı içecek. Noun
yağsız süt Noun, Food-Kitchen
süt tozu.
süt tozu
pastörize edilmemiş süt. Noun
kumlu buzulsu: ince kaya parçaları taşıyan buzulsu. Noun
yarım yağlı süt Noun, Food-Kitchen
yağsız süt Noun, Food-Kitchen
yağı alınmış süt
yağsız süt Noun, Food-Kitchen
sterilize süt
süt şekeri, laktoz.
yağı alınmamış süt
kaymaklı süt, yağı/kaymağı alınmamış süt. Noun
tam yağlı süt Noun, Food-Kitchen
sağmak Verb
milk snake Noun
bir işletmeyi sömürmek Verb
bolluk, bereket, refah.
America used to be called a land of milk and honey. Noun
çok kolay/gayet basit şey. Noun
sütçü/muhallebici dükkânı, süt salonu. Noun
süt şişesi
sütlü çikolata. Noun
süt humması: sağmal ineklerde görülen uyuşturucu ve paralize edici ateşli hastalık. Noun
süt humması: loğusa kadınlarda görülen ateşli bir hastalık. Noun, Pathology
(Br) süt arabası Noun
ucuz edebiyat
beyaz/süt renginde bardak.
opaline ile ayni anlama gelir. Noun
süt taşırmaz Noun, Food-Kitchen
süt taşı Noun, Food-Kitchen
sağmal, süt veren (inek vb.).
filibit. Noun
insanın doğal şefkati
magnezyum sütü, Mg(OH)2: süt görünüşünde sulu magnezyum hidroksit. Mide asidini giderici ve müshil olarak kullanılır. Noun
süttozu
süt tozu
süt ürünleri Noun, Livestock
sütlü içki: süt, alkollü içki, şeker vb. karışımı. Noun
her günkü yol
büyük şirketlerin üniversiteleri dolaşarak öğrencilerden iş arayanlara kendileriyle ilgili bilgi vermeleri
ve işe alma görüşmeleri yapmaları
Noun
düzenli ve basit görev
sütçü
kolay/tehlikesiz uçuş.
The reconnaissance flight was a milk run . Noun
birinden yararlanmak Verb
süt santrifüjü
dondurmalı süt: dondurma ve şurupla karıştırılıp çalkalanmış süt. Noun
çikolatalı/şuruplu süt.
süt sancısı: bazı zehirli otları yiyen ineklerin sütlerini içenlerde görülen hastalık. Noun
boz yılan
(Lampropeltis doliata, L. triangulum): KD Amerikada bulunan kurşunî esmer renkte, siyah
kenarlı kahverengi benekleri olan, kurbağa, fare vb. ile beslenen, çok defa evlere giren zehirsiz yılan.
milk adder, spotted adder ile ayni anlama gelir.
Noun
süt şekeri, laktoz. Noun
spekülasyonlarla borsayı yağma etmek Verb
borsa spekülasyonlarla borsayı yağma etmek Verb
(borsa , US) spekülasyon dalavereleriyle piyasayı yağma etmek Verb
piyasayı sömürmek Verb
imkânsızı mümkün kılmaya çalışmak Verb
deveye hendek atlatmak Verb
pul kasasını yağma etmek Verb
boğa dikeni
(Silybum marianum).
devedikeni Noun, Botany
sütlü ekmek kızartması: kızartılıp tereyağı sürülerek sıcak sütle yenilen ekmek. Noun
süt dişi.
süt dişi.
deciduous tooth ile ayni anlama gelir. Noun
sabah treni, sabahın erken saatinde işleyen banliyö treni. Noun
süt damarı. Noun
sütlü bakla
(Astragalus Glycyphyllos): keçilerin sütünü artırdığına inanılan baklagillerden bir ot. Noun
süt taşırmaz Noun, Food-Kitchen
süt taşı Noun, Food-Kitchen
tatsız ve etkisiz şey veya kimse
gevezelik
süt beyazı
süt rejimi yapmak Verb
devedikeni Noun, Botany
sağdırmak Verb
çok verimli/bereketli ülke/arazi/toprak, bolluk/servet ülkesi. Noun
Allahın lûtfu. Noun
süt ekşiyor
(doğal) şefkat, merhamet, hayırhahlık, iyilikseverlik.
Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğü Noun, Organizations

Turkish Dictionary (Kubbealtı Turkish Dictionary)

  1. Mülk kelimesinin ... bir şekli