pop.

  1. popular.
  2. popularly.
  3. population.
pop
patla(t)mak. Verb
pop
pat diye ses çıkar(ttır)mak. Verb
pop
çabucak koymak/koyuvermek, atıvermek.
pop the rolls into the oven. He popped his coat on. Verb
pop
(silahla hedefi) vurmak. Verb
pop
ilâç/hap yutmak, özellikle itiyat halinde ve devamlı ilâç almak. Verb
pop
(mısır) patlatmak. Verb
pop
rehine koymak. Verb
pop
patırtı, patlama (sesi). Noun
pop
gazoz. Noun
pop
(silahla) ateş etme, atış. Noun
pop
pop fly. Noun
pop
popüler müzik, halk müziği. Noun
pop
baba(cığım). Noun
pop
pop art. Noun
pop
rehin.
in pop: rehinde.
be in pop: rehinde olmak. Noun
pop
popüler, halk+.
pop music/concert: adî ve genç halkın hoşuna giden müzik, pop müziği/konseri.

pop festival: pop müziği festivali.
pop group: pop müziği topluluğu.
pop singers: pop müziği şarkıcıları.
pop
pat diye, patırtı ile, patlayarak.
pop
yere değmeden saha içinde yakalanabilen yüksekten atılmış top. Noun
pop
meşrubat Noun, Food-Kitchen
(reklamcılık)dönkart
meşrubat Noun, Food-Kitchen
patlamak Verb
karı-koca ya da ailenin sahip olduğu ve yönettiği küçük ticarethane
şişenin mantarını patlatarak çıkarmak Verb
kasayı zorlayarak açmak Verb
popüler sanat: karikatür ve ilân resimleri. Noun
pop sanatı Noun, Art
bir yere çabucak sokarak gizlemek Verb
(US) drezin
fikirlerini kâğıda çiziktirmek Verb
patlak gözlü
gözleri fal taşı gibi açılmış
yere değmeden saha içinde yakalanabilen yüksekten atılmış top. Noun
(a) uğrayıvermek, girivermek, dalıvermek.
I've just popped in to return your book. (b) ateş etmek,
(ateş edip) vurmak.
He's popping at the rabbits in the field.
acele giyinmek Verb
pop müzik
şişe mantarının çıkarken yaptığı ses
(a) birden gitmek, savuşmak, sıvışmak, (b) ölüvermek, nalları dikmek, gürleyip gitmek, (c) vurmak, (d)
öfke ile/düşünmeden konuşmak, atıp tutmak.
başını pencereden dışarı çıkarmak Verb
saatini rehne vermek Verb
dışarı fırlamak/çıkmak, pörtlemek, (faltaşı gibi) açılmak.
Her eyes almost popped out with excitement.
He just popped out for a few minutes.
ağızdan kaçmak Verb
fırlamak Verb
bakkala kadar gitmek Verb
bir yere uğramak Verb
rehinci dükkânı
bir şeyi çekmeceye gizlemek Verb
evlenme teklif etmek.
zuhur etmek, birden oluvermek/meydana gelmek/vaki olmak, çıkıvermek, sipsivri çıkmak.
açılır menü Information Technology
beliren ileti Information Technology
şehre kadar uzanıvermek Verb
küçük boyda gazetelere özgü haber sunuculuğu ve tekniğinin büyük'ciddi'gazeteler tarafından kullanılması
meşrubat Noun, Food-Kitchen
pop
popular Adjective
pop
pop Adjective
tabloid television
pop music
pop art
pop art Noun, Art

pop
Karışık bir ... caz müziği