prime

  1. baş, başlıca.
  2. en önemli.
    of prime importance: en önemli.
  3. en yüksek (rütbe/şöhret/itibar).
    in prime condition: mükemmel bir halde, tam kıvamında.
  4. en değerli/kıymetli, piyasa değeri en yüksek.
    prime building lots.
  5. birinci.
  6. seçme, seçkin, en iyi/âlâ (et).
    prime ribs of beef.
  7. ilk, temel, ana.
  8. asıl, aslî, esaslı.
    prime cost: asıl fiyat, maliyet.
  9. Mathematics asal (sayı): (a) kendisinden ve 1'den başka böleni olmayan.
    17 is a prime number. (b) 1'den başka
    ortak böleni olmayan.
    The number 2 is prime to 9.
  10. (bankacılıkta) en az.
    the prime rate: (en muteber müşterilere uygulanan) en az faiz.
  11. gençlik, hayatın en olgun/güçlü/verimli çağı.
    in the prime of life = in one's prime: hayatın en
    olgun/zinde çağında.
    be past one's prime: artık genç olmamak.
  12. (bir şeyin) en iyisi, seçme(si), en âlâ (kısmı), seçkin şey.
  13. (bir işte/projede) baş yönetici/sorumlu.
  14. en yüksek nitelik.
  15. kıvam, tav.
  16. başlangıç, ilk çağ.
  17. seher, şafak, güneşin doğuşundan sonraki ilk saat.
  18. (kilise) sabahın ilk âyini.
  19. dakika işareti: (').
  20. (meç oyununda) 8 savunma konumunun ilki.
  21. Music (a) (bkz: unison ) (2), (b) ıskalanın ilk notası
  22. (bir iş/işlem için) hazırlamak.
  23. (ateşlemek için) patlayıcı madde doldurmak.
  24. tulumbanın silindirine su doldurup işlemeye hazırlamak.
  25. motoru kolayca çalıştırabilmek için karbüratörüne yakıt koymak.
  26. astar boyası vurmak.
  27. gerekli bilgileri öğretmek.
kartlaşmak Verb
kıvamında
kıvamlanmak Verb
(US) bankaların büyük ve saygın müşterilerine uyguladıkları faiz oranı
tanığı hazırlamak Verb
bir tanığı hazırlamak Verb
(US) birinci sınıf banka akseptansı
birinci sınıf banka akseptansı
(US) birinci derece banka kabulü
(US) birinci derece senet (riskin önemsenmeyecek derecede küçük olduğu senet
(US) birinci derece senet (risk bakımından en iyi durumdaki senet
birinci sınıf senet
birinci sınıf tahvil
baş aday
astar
esas şart
esas iletken
genel müteahhitlik sözleşmesi
ana müteahhit
asıl fiyat
asıl maliyet
üretim maliyeti (üretimde fiilen katlanılan hammadde , işçilik ve diğer masrafların toplamı
üretim maliyeti
ana maliyet
maliyet (bir ürünün toplam dolaysız işçilik ve hammadde masrafları Noun
ilk seçme
ilk gümrük girişi
ilk gümrük girişi (gümrüğe tabi ithal malının bir ülkeye ilk girişinde yapılan ilk gümrük kaydı
yevmiye defteri
günlük defter
gümrüğe tabi mallar için gümrüğe verilen belgede belirtilen malların ödenmiş gümrük resmi kaydını içeren form
enflasyonu körüklemek Verb
bankaların kredisi yüksek ve endüstri sahiplerine uyguladıkları en düşük faizli kredi
birinci sınıf yatırım
böylelikle de ödemede son olarak başvurulacak kişi ya da kişiler
ciro edilebilir bir mali aracı imzalayan
ana piyasa bölgesi
başlangıç boylamı/meridyeni, Greenwich'ten geçen boylam. Noun
başbakan.
prime-ministerial: başbakan+, başbakanlık+.
prime-ministership: başbakanlık. Noun
başbakanlık (makamı, görev süresi). Noun
Başbakanlık Noun, Organizations
Başbakanlık Haberleşme Merkezi Noun, Organizations
motorlu taşıt
(a) ana/ilkel güç kaynağı, bir makinayı işleten ana kuvvet, (b) (doğal kaynaktan aldığı gücü başka bir
güce çeviren) makina (su ve buhar türbinleri gibi).
Noun, Mechanics

unmoved mover ile ayni anlama gelir. (Aristo felsefesinde) ana muharrik: kendisi hareket etmeden
başka cisimlere hareket sağlayan kaynak.
Noun
acil ihtiyaç
asli adet Noun, Mathematics
asal sayı Noun, Mathematics
ömrün en verimli çağı
ömrün baharı
ömür mrüün en verimli çağı
dinçlik çağı
birinci sınıf kıymetli evrak (ödememe riski olmayan poliçe veya senet
birinci kalite
İngiliz ve Amerikan bankalarının büyük ve itibarlı müşterilerine uyguladığı kredi faizi
esas kuşkulanılan kişi
ana hedef
öncelikli televizyon yayın zamanı
seçme saat: en çok dinleyici/seyirci celbeden saat (genellikle 20.00-23.00 arası). Noun
birinci sınıf senet
(US) birinci derece poliçe
yüksek değer
sadece muhasebe defterinde var olan ama para olarak gerçekleşmemiş kâr
ilk kayıt defteri defter kârı
başbakan yardımcısı
eski başbakan Noun, Politics-Intl. Relations
başbakanla konuşmak Verb
geçici başbakan Noun, Politics-Intl. Relations
çok önemli
başbakanlık
Başbakanlık Konut Müdürlüğü Noun, Organizations