queen

  1. ibne (argo)
  2. kraliçe, kralın/hükümdarın eşi.
  3. kadın hükümdar.
  4. seçkin/güzide kadın, kraliçe.
    a beauty queen: güzellik kraliçesi.
  5. (iskambilde) kız, kraliçe.
  6. (satranç) vezir.
  7. ibne.
  8. kraliçe olarak hüküm/saltanat sürmek.
    to queen it: tahakküm etmek, kraliçe gibi davranmak.
güzellik kraliçesi.
gizli ibne, homoseksüelliğini gizli tutan kimse.
(argo) erkek eşcinsel
olayların kadını Noun
acıların kadını Noun
perilerin kraliçesi.
Bahar (bayramı) kraliçesi. Noun
Afrika Kraliçesi Proper Name, Cinema
Kraliçe Elizabet I.
(a) geniş (150-180 cm genişlikte).
queen-size bed. (b) bu tip yatağa örtülen.
queen-size blankets.
vezir (satranç) Noun
Üsküdar'da sabah oldu
yabani havuç
(Daucus carota).
arı beyi, ana arı.
üremek için arıların ana arıya kovanda yaptıkları özel göze.
bir ülkenin en güzel/ünlü/büyük şehri.
sultan, kraliçe, hükümdarın karısı.
dul kraliçe.
ana kraliçe, kralın anası.
Meryem Ana.
maça kızı
iri zeytin, İspanyada Sevil zeytini.
çatı ana direği.
(a) başkası adına hüküm süren kraliçe, (b)
queen regnant ile ayni anlama gelir. tahtta bulunan kraliçe.
doğru İngilizce
(Br) Hazine avukatı
hazine avukatı
(satranca) vezirin önündeki piyadeyi iki ileri sürerek başlama.
miras/boşanma davalarına bakan memur.
(Br) kraliyet ailesine ait eşyalarla yolcu bavulu
vb şahsi eşyaların korunduğu depo
(Br) Yüksek Mahkeme
(Br) askere yazılmak Verb
yüksek mahkeme
Ana Kraliçe
(ABD'de:
State's)
evidence (of a criminal): suç ortakları aleyhinde tanıklık etmek, suç ortaklarını ele vermek.