sanction

  1. Noun, Sociology yaptırım
  2. Noun resmî izin/müsaade, yapma yetkisi.
    with the sanction of: … in müsaadesi ile.
  3. Noun dayanak, mesnet, yetki.
  4. Noun müeyyide, kanuna itaatsizlik cezası.
  5. Noun onay, tasdik, teyit.
  6. Noun
    sanctions: (siyasî/ekonomik vb.) müeyyide, yaptırım, yaptırma gücü: milletlerarası bir yasayı
    uygulamayan bir devlete karşı girişilen zorlayıcı önlemler.
    political sanctions: siyasî müeyyideler.
    apply/impose sanctions on a country: bir ülkeye yaptırımlar/ zorlayıcı önlemler uygulamak.
    The UN would try to impose very serious economic sanctions against the offending nation.
  7. Noun ahlâkî müeyyide.
  8. Transitive Verb onaylamak, tasdik/teyit/tasvip etmek, izin/müsaade/yetki vermek, uygun görmek.
    The government's bill
    wasn't sanctioned by the Parliament: hükümetin kanun tasarısını Meclis onaylamadı.
cezai müeyyide Law
cezai yaptırım Noun, Criminal Law
izin vermek Verb
kredi onayı
cezai yaptırım
cezai müeyyide Law
hükümdar fermanı.
cezai müeyyide
cezai yaptırım
tembihname Noun
örf ve âdet hukuku
mahkemenin tasdiki Noun
müeyyide koymak Verb
yazarın izni olmadan çevirmek Verb