shell

  1. Noun kabuk, kavkı, istiridye kabuğu.
    sea shell: deniz kabuğu.
  2. Noun yumurta kabuğu.
  3. Noun ceviz, fındık, badem vb. kabuğu.
  4. Noun sert mahfaza/kılıf/tabaka.
    shell ice: buz tabakası.
  5. Noun içe kapalılık.
    One could not penetrate his shell.
  6. Noun mermi kovanı.
  7. Noun mermi, gülle, obüs.
    shells bursting all around: etrafta patlayan gülleler.
    shell hole:
    patlayan merminin toprakta açtığı çukur.
    shell shock: savaştan ilerigelen ruhsal çöküntü.
  8. Noun bina iskeleti.
    After the fire, only the shell of the school was left.
  9. Noun ekmek kadayıfı gibi önceden fırınlanmış tatlı hamuru.
  10. Noun, Physics kabuk: (a) atom içinde enerji seviyeleri aynı olan elektronlardan oluşan katman, (b) enerjileri yaklaşık
    olarak eşit olan çekincikler
    (nuclein) grubu.
  11. Noun ince uzun yarış sandalı.
  12. Noun yumuşakça, kabuklu hayvan (salyangoz vb.).
  13. Noun ceket altına giyilen kolsuz kadın bluzu.
  14. Verb kabağunu çıkarmak/soymak.
  15. Verb (darı, mısır, buğday vb.) koçandan/başaktan ayır(ıl)mak, tanele(n)mek.
  16. Verb gülle yağdırmak, bombardıman etmek.
çevresiyle ilgilenmek, başkalarile dostluk kurmak, kabuğundan çıkmak.
kabuğuna çekilmek, içine kapanmak, çevresiyle ilgiyi kesmek.
parasını istemeye istemeye vermek Verb
parasını ortaya koymak Verb
ayıklamak Verb
akikli salyangoz kabuğu (bunlardan bazıları karada raslanan en iri kabuklardır).
sankabuklu
(Arcidae): kabuğu sandala benzeyen çift kabuklu yumuşakça. Noun
ateş almama
kör mermi
beklenilmeyen bir şok
nakitten başka sabit mal varlığı bulunmayan şirket
nakitten başka sabit malvarlığı bulunmayan şirket
abalone Noun
elektron kabuğu Noun, Biology
zehirli gaz bombası/mermisi.
yarım kabuk: midye, istiridye vb. gibi iki kabuklu deniz hayvanlarının kabuklarının her biri. Noun
uzlaşmaz kimse
sert kabuklu
(US) çetin ceviz
daha gelişim aşamasında
şişe-kabuklu: lamba şişesine benzeyen kabuklu hayvan. Noun
deniz salyangozu
(Naticidae). Noun
havan mermisi Noun, Military
istiridye kabuğu.
etli/sebzeli börek.
pina Noun, Animal Species
deniz çakısı, ustura midyesi
(Ensis directus).
fişek
av fişeği
ışık mermisi: geceleri hedefleri aydınlatmakta kullanılan top mermisi. Noun
sandalımsı yumuşakça
(Scaphopoda). Noun
bağa, kaplumbağa kabuğu.
nimfa kelebeği
(Nymphalis californica). Noun
tabela bankası Noun, Banking
tabela banka Noun, Criminal Law
kabuklu fasulye/bakla/bezelye.
tabela şirket Noun, Criminal Law
kabuk inşaat, ince eğri yüzeyler şeklinde betonarme inşaatı.
paravan şirket Noun, Law
kabuk temel Noun, Construction
üçkâğıtçılık.
sıcak ülkelerde smokin yerine giyilen dar ve kısa ceket. Noun
bir fabrikanın iskeleti
(para) vermek/sökülmek, ödemek.
masraf görmek Verb
muhabbet kuşu
(Melopsittacus undulatus): sarı-siyah benekli yeşilimsi tüylüleri ve birçok değişik
renklileri vardır; evlerde beslenir.
Noun
şarapnel işlemez
savaştan ileri gelen ruhsal çöküntü
rulman yatağı
gelişmeden kalmış olmak Verb
she shall.