1. büzük (argo)
  2. İsim cesaret, yiğitlik, mertlik, yüreklilik, şecaat.
    to demonstrate/display/show courage: cesaret göstermek.

    a man of great courage: çok cesur bir adam.
    It takes courage to do it: Bunu yapmaya cesaret ister.
    He lacks the courage to stand up for his rights: Haklarını korumaya cesareti yok.
davranışlarını inançlarına uydurmaya cesaret etmek Fiil
doğru bildiği yoldan ayrılmamak, hareketlerini inançlarına uydurma cesaretini göstermek, özü sözü bir
olmak, (tenkitlere rağmen) düşündüklerini açıkça/mertçe söylemek.
He has the courage of convictions to do what he thinks is right.
medeni cesareti olmak Fiil
cesaretini ele almak Fiil
cesaretini toplamak, cesaret bulmak.
cesaretini toplamak.
cesaret/kuvvet bulmak, canını dişine takmak, bütün cesaretini toplamak, (zor/tehlikeli bir işe) cesaretle atılmak.
sarhoş cesareti, içkiden gelen çılgınca cesaret. İsim
cesaretiyle ün kazanmış olmak Fiil
çok cesareti olmak Fiil
medeni cesaret
cesaretini toplamak Fiil
cesareti ele almak Fiil
cesaret gerektirmek Fiil
canavar kesilmek Fiil