1. ayrıntı, teferruat, bir bütünün ufak parçalarından herbiri.
    Their stories were the same in every detail.
  2. tafsilât.
    to go into detail: tafsilâta girişmek, etraflıca anlatmak.
    There was no time to go
    into detail, so she just gave them a general outline of the situation.
  3. en ince teferruata inme, teferruatiyle anlatma, ayrıntılı izahat/plân.
  4. Mimarlık detay: işin/eserin tamamlayıcı küçük parçaları.
    detail drawing: detay resmi.
  5. Askerlik2 (a) özel görevli(ler), müfreze, özel birlik.
    kitchen detail. The capitain sent a detail of six soldiers
    to guard the road. (b) özel göreve atanma.
  6. ayrıntılarıyla açıklamak, tafsilâtiyle/teferruatiyle/etraflıca anlatmak.
    He detailed all the things
    he had seen and done on his trip.
  7. sayıp dökmek, bir bir saymak, listesini yapmak.
  8. Askerlik2 özel göreve atamak, özel görevle göndermek, özel görev vermek.
    The policemen were detailed to hold
    back the crowd watching the parade.
  9. detaylarla/ince işlemelerle süslemek, ayrıntılı resmini yapmak.
    Trimmings that detail slips and petticoats.
bir konuyu ayrıntılarıyla görüşmek Fiil
ayrıntılı olarak
(Fr) detaylı
tafsilat vermek Fiil
ayrıntılarıyla açıklamak Fiil
moda detayı
mali ayrıntılar
ayrıntılarıyla, ayrıntılı olarak, (bütün) teferruatiyle, mufassalan, (bütün) tafsilâtiyle.
She described
inside of the plane in detail.
bir mektubu bütün ayrıntılarıyla anlayamamak Fiil
bir tarifi ayrıntılara boğmak Fiil
polis kolu
sık sık tekrarlanan reklam öğesi
ayrıntılarla belirtmek Fiil
çok fazla ayrıntıya girmeden Zarf
çok fazla ayrıntıya girmeksizin Zarf
bir talebin ayrıntısını belirtmek Fiil
gemi kazası olayını ayrıntılarıyla anlatmak Fiil
yardımcı hesap
yardımcı hesap (yardımcı büyük defteri meydana getiren hesap gruplarından biri
ayrıntılı bilgi veren sütun
izahat sütunu
ayrıntılı bilgi veren sütün
detay çizme
detay mühendisliği
detay çizme kâğıdı
ayrıntı raporu Bilgi Teknolojileri
birine özel bir ödev vermek Fiil
gerekçekleri bir bir saymak Fiil
detay işi