a long

  1. kayık tabak
  2. palabıyık
boyunca, -de/-da, uzunluğuna, ileriye.
to walk along the shore: sahil boyunca (sahilde) yürümek.

to go along a street: sokakta yürümek.
esnasında.
Somewhere along the journey I lost my hat: Seyahat esnasında şapkamı kaybettim.
-e uygun olarak, -e tevfikan.
along the lines just stated, I suggest we start the new project:
Şimdi söylenenlere uygun olarak yeni projeye başlamamızı öneririm.
(Çoğunlukla fiillere eklenerek bir doğrultuda hareket bildirir):
He ran along beside me: O, benim yanımda koştu.
ileriye, ileride, ilerlemiş durumda.
to move along: ilerlemek, ileriye gitmek.
The work on
the new ship is quite far along: Yeni geminin yapımı bir hayli ilerledi.
The evening was well along: Gece bir hayli ilerlemişti.
beraber(inde), refakatinde, yanın(d)a, el(in)de, birlikte.
Bring your umbrella along: Şemsiyeni
yanında getir/yanına al.
He took his sister along: Kızkardeşini beraberinde götürdü.
along side: yanyana.
along with … : … ile beraber.
He planned the project along with his associates.
sıra ile, bir kimseden/yerden diğerine.
The order was passed along from the general to the captains:
Emir generalden yüzbaşılara kadar iletildi.
harmani
f: çok uzakta.
asla, kat'iyen, hiç te.
They haven't finished by a long shot: Hiç de bitiremediler.
masanın dibinde oturmak Verb
çok uzakta olmak Verb
mükemmellikten çok uzak olmak Verb
kat kat/fersah fersah iyi olmak.
A is better than B by a long chalk: A, Bden kat kat/fersah fersah iyidir.
modası geçeli çok olmak Verb
şehirlerarası bir telefon çağrısı kaydettirmek Verb
birini esir tutmak Verb
uzun bir savaşa hazırlanmak Verb

by a long shot
ABD- k.d. az kul. fazlasıyla, ziyadesiyle, haydi haydiye, çok daha.
X
is better than Y by a long chalk: X, Y'den çok daha iyidir.
long shot.
büyük farkla, her bakımdan.
the best by a long way: her bakımdan en iyisi.
uzun bir nutuk çekmek Verb
uzun arayıştan sonra bulmak Verb
bir gemiyi uzun bir yolculuk için donatmak Verb
öteden beri Adverb
bunca zamandır
tabanları yağlamak Verb
pahalıya satın almak Verb
bir şey için fazla para vermiş olmak Verb
go far.
(a) çok iş görmek, (para) çok şey satınalmak.
Ten dollars don't go far nowadays. (b) başarılı
olmak, (mesleğinde) ilerlemek.
The boy is clever and will go far (in his job). (c) (ihtiyaca) yetmek, (uzun süre) dayanmak.
Those potatoes won't go far when there are 10 people to feed.
(a) uzaklara gitmek, çok ilerlemek.
He will go a long way: Bu adam çok ilerler. (b) büyük bir
etki yapmak, etkisi uzun sürmek, çok işe yaramak.
sözü geçmek Verb
etkisi olmak Verb
(moda) uzun sürmek Verb
(oyun) beklendiğinden daha uzun süre sahnede kalmak Verb
görevde kalmak Verb
oturumu uzun sürdürmek Verb
çenesi düşük olmak Verb
uzun yıllar deneyimi olmak Verb
istasyonda uzun süre beklemek Verb
otobüs için uzun süre beklemesi gerekmek Verb
nefesi kuvvetli olmak.
çok yol katetmiş olmak Verb
çok gelişmiş olmak Verb
çok ilerleme kaydetmiş olmak Verb
çok ilerlemiş olmak Verb
uzun süredir iktidarda olmak Verb
çok çabalamak Verb
gayret etmek Verb
birine nanik yapmak Verb
başarıya doğru uzun bir adım atmak Verb
ne gezer! ne münasebet! tam tersi. “
Will Ali win the race?” “Not a long chalk!”

not by a long chalk
Brit.- k.d. : hiç, asla, kat'iyen.
“Is he ready yet?” “No, not by a long chalk/shot.”
asla, kat'iyen.
hiç, asla, kat'iyen.
asla, kat'iyen.
surat asmak.
üzgün görünmek, yüzü gülmemek, suratını (bir karış) asmak.
masanın dip inde oturmak Verb
çok zaman almak, uzun sürmek.
take a long time over sth: bir işi fazla uzatmak.
Velhasıl-ı kelam, ... Adverb
Sözün kısası, ... Adverb
Velhasıl, ... Adverb
Uzun lafın kısası, … Adverb
Velhasıl-ı kelam, ... Adverb
Uzun lafın kısası, … Adverb
Sözün kısası, ... Adverb
Velhasıl, ... Adverb
uzun bir hikâye anlatmak Verb
gözleri yollarda kalmak Verb
bir karış (asık) surat (gerçek üzüntü hallerinde kullanılmaz).
He came in with a face as long as a
fiddle: Bir karış suratla içeri girdi.
hukukçu olmak Verb
uzun askerlik hizmeti nedeniyle emekli maaşı talep etmek Verb
uzun askeri hizmet karşılığı emekli maaşı bağlanmasını istemek Verb
suratı asık olmak Verb
suratı bir karış olmak Verb
bir dostun özlemini çekmek Verb
bir karış surat asmak Verb
uzun zamandır gereksinimi duyulan bir şeyi sağlamak Verb