ben

  1. iki odalı kulübenin iç odası, yatak ve oturma odası olarak kullanılan oda.
  2. içeride(ki), içinde, içine, içeriye.
  3. dağ tepesi, zirve, yüksek tepe.
  4. Noun, Botany uçkuncuk
    (Moringa oleifera): Arabistan ve Hindistanda yetişen, kanatlı tohumlarından esans ve
    ince bir makine yağı
    (oil of ben) çıkarılan ağaç.
  5. Noun bu ağacın kanatlı tohumu.
  6. Noun -oğlu, -zade: Arap ve İbrani adlarında kullanılır:
    Moses ben Maimon gibi.
    Big Ben: Londrada
    Parlamentodaki saat kulesi çanı.
Londrada Parlamento binası kulesindeki saatin çanı.
Bendey baskı yöntemi: orijinal resim üzerine ince delikli saydam bir ekran koyarak tabloya değişik bir ton sağlayan baskı yöntemi.
  1. Noun, Psychology ego
  2. myself
  3. mole
  4. me
  5. beauty spot
  6. self
  7. I
why me especially ?
alter ego
I was meant for ....
I'll get it.
I'll pass. Sentence
I'll get it.
I'm going out for a while.
I'm OK by myself.
same here
I'm at a loss.
I'm for the government
It's none of my business
Who am I to ...?
after I go
after I have gone
Allow me. Sentence
Count me out.
... is on me.
I , the undersigned , do hereby declare
I, the undersigned, do hereby declare
scratch my back and I will scratch yours

Turkish Dictionary (Kubbealtı Turkish Dictionary)

  1. Tekil birinci şahsı gösterir
  2. Deri üzerindeki kahverengi veya siyah renkli ... kabartılara verilen isim, benek