gaze

  1. gözünü dikerek/dik dik bakmak, gözünü ayırmamak, ilgi/hayret/merak/hayranlık vb. ile bakmak.
    We gazed
    at the stranger wondering who he was. I spent most of my time gazing out of the window.
  2. (devamlı/sabit) bakış, dik dik bakma, gözünü ayırmama.
    She turned her gaze from one person to the
    other.
    His gaze met mine: Bakışlarımız karşılaştı.
    A dreadful sight met his gaze: Korkunç bir manzara gözüne ilişti.
(armacılıkta) seyirciye doğru bakan (geyik vb.).
a stag at gaze.
gözlerini başka tarafa çevirmek Verb
gözlerini kaçırmak Verb
bakışını kaçırmak Verb
bakışını kaçırarak başını öne eğmek Verb
gözlerini kaçırarak başını öne eğmek Verb
seyretmek, etrafa bakınmak.
(bir şeye) dikkatle bakmak, gözünü (bir şeyden) ayırmamak.
bakış hareketi (seyreden ya da okuyan kişinin göz hareketi
gözü dalmak Verb

Turkish Dictionary (Kubbealtı Turkish Dictionary)

  1. Kadınların süslenmek ... düzgün, allık