knee-deep

  1. Adjective diz boyu (derinliğinde), dize kadar.
    knee-deep mud/flood. The water was knee-deep.
  2. Adjective dizine kadar batmış/gömülmüş.
    They were knee-deep in water/in mud.
  3. Adjective (bir işe/olaya) tamamen dalmış/kendini vermiş/kaptırmış, tamamen işin içinde.
    knee-deep in work.
  4. Adjective boğazına kadar.
    knee-deep in debt: boğazına kadar borç içinde.
diz boyu
dizboyu derinliğinde olan