major

  1. Adjective dikkate değer, hatırı sayılır
  2. Noun, Civil Law erginlik
  3. Noun, Education-Training anadal
  4. Noun, Military binbaşı (Bnb.)
  5. Military binbaşı.
  6. (a) üniversitede izlenen temel ders, uzmanlık dalı.
    History was his major. (b) (bir uzmanlık dalında)
    öğrenci.
    a chemistry major.
  7. Music majör.
    The scale of C major has neither sharps nor flats.
    major key: majör perdesi.
    major
    scale: büyük ıskala.
  8. üstün kabiliyetli/yetenekli/rütbeli kimse.
  9. ergin, reşit. (bkz: minor ).
  10. Logic büyük önerme, büyük terim.
    major premise: büyük önerme.
    major term: büyük terim.
  11. (İngiliz halk okullarında) aynı soyadlı öğrencilerden yaşça büyük olan.
  12. (rütbe/boy/miktar/kapsam vb. itibarıyla) büyük.
    take the major share of the profits: kârdan büyük
    pay almak.
    He is a major poet.
    major order: (kilisede) papazlık rütbesi.
  13. önemli, başlıca, bellibaşlı, başta/ileri gelen.
    a major question. a major artist/poet.
  14. (bir konuda) uzmanlaşmak, (bir dersi temel olarak) almak, başlıca bir mevzuu takip etmek, üniversite
    öğrenimini belli bir konuda yoğunlaştırmak.
    to major in math: Matematikte uzmanlaşmak.
çift anadal Noun, Education-Training
BA Formu Noun, Accounting
BS Formu Noun, Accounting
ham maden cevherinin yıkandığı çukur.
gemi batması gibi olağanüstü olay
yangın
davul çavuşu, bando şefi, baş trampetçi. Noun
binbaşı rütbesi olmak Verb
askerî gaydacıların çavuşu. Noun
binbaşılık
başçavuş.
kıdemli başçavuş (Kd. Bçvş.) Noun, Military
büyük ayı
önlenmez neden, mücbir sebep.
mücbir sebep Noun, Law
gemilerin çarpışmasında ortak suç durumunda kimin daha çok kimin daha az kusuru olduğu kuralı
ana eksen Noun, Astronomy
başlıca sebep
büyük değişiklikler
esas sorun
belli başlı tüketim maddeleri Noun
majör depresif bozukluk Noun, Psychology
kahya
vekilharç
büyük tasarruflar Noun
belli başlı teçhizat
bir işin belli başlı yönleri Noun
tümgeneral. Noun
tümgeneral (Tümg.) Noun, Military
anayol
büyük doku uygunluk kompleksi. (mhc) Noun, Medicine-Health
büyük nifak Noun, Religion-Faith
belli bir konu üzerinde yoğunlaşmak Verb
iş idaresinden tez yapmak Verb
bir ana dalda okumak Verb, Education-Training
bir ana dal öğrenimi görmek Verb, Education-Training
bir ana dal derecesi almak Verb, Education-Training
başlıca kalemler Noun
büyük cihat Noun, Religion-Faith
majör ton
ulusal lig Sports
belli başlı piyasa
belli başlı gelir kaynakları Noun
ana gaye
esas amaç
ağır suç.
büyük saldırı
başlıca bir konu üzerinde yoğunlaşmak Verb
bir konuda uzmanlaşmak Verb
birşey üzerinde yoğunlaşmak Verb
dikkatini birşeye yöneltmek Verb
birşeye yoğunlaşmak Verb
büyük revizyon
donanımın büyük kısmı
temel sorunlar Noun
büyük kısım
başlıca uğraş
önemli şartlar Noun
büyük onarım
büyük tamirat
ana yol
ana trafik yolu
büyük şirk Noun, Religion-Faith
(briçte) kupa ve maça.
en büyük tedarikçi firma
(US) uzun bir süre içinde pazar gelişimi
oy çoğunluğu
büyük savaş
...'in büyük bir bölümü Noun
...'in önemli kısmı Noun
...'in büyük kısmı Noun
...'in önemli bir bölümü Noun
...'in büyük bir kısmı Noun
...'in önemli bölümü Noun
...'in önemli bir kısmı Noun
...'in büyük bölümü Noun
belli başlı mesleki ilgi alanı
önemli sebepler yüzünden
önemli rolü olmak Verb
büyük bir siyasi tartışmaya dönüşmek Verb
main act
major Adjective, Medicine-Health
major depressive disorder Noun, Psychology
major key

Batı mûsikîsinde ses dizisi iki tam, ... aralıktan meydana gelen dizi