suck

  1. emme(k).
    suck at sth: emmek, (pipo vb.) içine çekmek.
  2. massetme(k), içine çekme(k), soğurmak.
  3. sorumak, içme(k), çekme(k), almak, emer gibi içine çekme(k).
  4. berbat olmak, bir şeye benzememek, (kaba) bombok olmak.
    This show sucks: Bu temsil berbat mı berbat.
  5. emilen şey, yudum, içim, ana sütü, anafor.
  6. çevrinti, burgaç, girdap.
tereciye tere satmak, (bir şeyi çok iyi bilen kimseye) akıl öğretmeye kalkışmak.
Don't teach your
grandmother to suck eggs: Tereciye tere satmaya kalkışma (Bana akıl mı öğreteceksin?)
tereciye tere satmak Verb
(bokum bana yüzme öğretiyor) ustasına bir şey öğretmeye kalkışmak Verb
sömürmek Verb
emzirmek.
aylak aylak dolaşmak Verb
yutmak.
emerek suyunu kurutmak, (birini) sızdırmak.
(a) emmek, yutmak, (b) içine çekmek.
to suck in one's belly. (c) dolandırmak, aldatmak, faka bastırmak.
birinin fikirlerini çalmak Verb
birinden sonuna kadar yararlanmak Verb
emmek, çekmek, soğurmak, massetmek.
yaltaklıkla birinin damarına girmek Verb
yaltaklanmak, tabasbus etmek, birine çanak yalayıcılık yapmak.
emzirmek, meme vermek.
“Sen giderken ben geliyordum.” “Babana akıl öğret.”