town

  1. Noun kasaba, şehir.
  2. Noun (bkz: township ).
  3. Noun şehir halkı.
  4. Noun şehrin iş merkezi.
  5. Noun pazar/panayır kurulan köy.
alışverişini şehirde yapmak Verb
bir şehri avucunun içi gibi bilmek Verb
bir şehri avucunun içiymiş gibi tanımak Verb
şehir hrii avucunun içiymiş gibi tanımak Verb
bir kentin hızlı gelişimi
hızlı gelişen kent
sınır şehri
sınır kenti
sınır şehir hrii
sınır ilçesi Noun
bahçeli evler
ticaret şehri
bir şehrin fetih fethi
bir kentin çevresinde dolaşmak Verb
üniversite şehri
(Br) Londra'ya gitmek Verb
ticaret şehri
banliyö şehri
banliyö şehir hrii
şirketlerin bulunduğu şehir
şirket kasabası : önemli hizmet ve gelir kaynağı olarak tek bir şirkete dayanan kasaba. Noun
şehirde kapı kapı dolaşarak oy veya sipariş toplamak Verb
bir ilçeye bağlı olmayan şehir
taşra kasabası Noun
taşra kasabası.
kasaba merkezi
il merkezi, kontluk başkenti.
sığır kasabası: B ABD'de sığır yetiştiren ufak taşra kasabası. Noun
terk edilmiş şehir
terkedilmiş şehir
ıssız şehir
nüfusu azalan şehir
büyük kentin merkezinde
içki yasağı uygulanan şehir. Noun
yaygın kent
fabrika kenti
fuar şehri
kasabaya yerleşen ilk aile
müstahkem şehir
müstahkem şehir
(US) sınır şehri
(US) sınırdaki ilk şehir
sınır şehri
bir şehirde karargâh kurmak Verb
askeri birliklerin daimi olarak bulunduğu şehir
garnizon
hayalkent: tamamen terkedilmiş şehir Noun
yeşil kuşaklı şehir
Hansa = Hanse ile ayni anlama gelir. Loncalar Birliğine girmiş şehir.
bir kentin ileri gelenleri Noun
bir kimsenin memleketi
ev sahibi şehir
evsahibi şehir
evsahipliği yapan şehir
şehrin üzerinde tur atmak Verb
bir komünü bir başka komünle birleştirmek Verb
bir şehir olmak Verb
bir şehrin belediyeleşmesi
sanayi şehri
bir şehrin sakini
kasaba
şehir dışında yaşamak Verb
şehir dışında oturmak Verb
sanayi şehri
endüstri şehri
şehir planı
kıyı şehri
pazar şehir hrii
pazar ili: içinde pazar kurulan şehir/kasaba Noun
orta büyüklükteki şehir
ticaret şehri
(Br) fabrika şehri
örnek şehir
(US) kaza merkezi
kendi kendini yöneten şehir
birdenbire/hızla gelişen kasaba.
doğduğu memleket
doğduğu şehir
şehre yakın
şehre yakın
yeni şehir
(Br) uydu şehir
küçük kasaba
açık şehir
şehir dışında
şehrin varoşları Noun
dolup taşan şehir
başşehir
şehre doğru gitmek Verb
taşra şehri
şehri kargaşaya vermek Verb
tatil kasabası Noun
gelişen şehir
(turistler) şehre yayılmak Verb
bütün şehri dolaşmak Verb
sahil kasabası Noun
(US) bir şehrin mahallesi
bir şehri ele geçirme
gecekondu bölgesi
bir şehri teröre salmak Verb
örnek kent
(US) köy
kasaba
küçük kent
küçük şehir
şehre yayılmak Verb
baş ticaret şehri
şapşallaştırmak Verb
afallatmak Verb
dillerde dolaşan söz
herkesin konuştuğu mesele
(a) trenlerin su aldığı ara istasyon, (b) küçük kasaba.
(reklamcılık) test şehri
Londra'ya
ticaret şehri
ticaret şehir hrii
şehir trafiği
kardeş kent
ikiz şehir
savunmasız şehir
üniversite şehri
iyi yönetilen şehir
şehir dairesi
şehir köprüsü
şoförle yolcu mahalli arasında duvarı olan limuzin
(Br) Londra'da keşide edilen çek
şehir çevresi
kasaba sicil memuru.
şehir kıyafeti
devlet vergi dairesi
şehir kurulu
belediye meclisi.
belediye encümeni üyesi Noun, Public Administration
belediye meclisi üyesi Noun, Public Administration
kasaba tellâlı.
şehir gelişimi
belediye bölgesi
belediye vergisi
şehirli
şehir genişlemesi
devlet ormanı
havagazı
belediye binası.
halk konağı Noun, Public Administration
şehirdeki ev,
Brit. belediye dairesi.
şehir hapishanesi
şehir kütüphanesi
şehir hayatı
şehir arsası
şehir kanalizasyonu
(US) belediye yönetimi
belediye meclisi toplantısı
(kamu işlerini görüşmek için) seçmenler toplantısı.
belediye memuru
sınır şehir hrii
şehir parkı
şehirli halk
şehir plancısı
(US) şehir plancısı
(US) şehir planlaması
kent planlama
(Br) şehir planlaması
şehir planlaması
şehir hapishanesi
şehir arazisi
(Br) şehir arazisi
emlak gayri menkulü
(Br) şehir vergileri Noun
şehir vergileri Noun
şehir arşivi
(Kanada) belediye meclisi başkanı
şehir çöpü
(Br) şehir çöplüğü
şehir evi
şehir malikânesi
yerel emniyet amiri
şehir meydanı
şehir inşaat işleri müfettişi
şehir dedikodusu/havadisi, söylenti konusu.
It is the town of the town: Bütün şehrin ağzındadır,
bütün şehir ondan bahsediyor.
belediye vergisi
şehir trafiği
belediye veznedarı
şehir surları Noun
şehir su işleri Noun
şehir su işleri Noun
tellallık
şehri bir uçtan diğer uca geçen yol
bir şehri sımsıkı kuşatmak Verb
yakındaki küçük şehir
şamata yaparak şehir hriin altını üstüne getirmek Verb
uydukent (kendisinden uzakta bulunan , ancak ekonomik hayatı bakımından daha önemli bir başka kente bağlı ufak kent
şehirden şehire dolaşmak Verb
şehirden şehre gezmek Verb