trip

  1. gezi, gezinti, kısa seyahat, yolculuk, tur.
    a bus trip: otobüs yolculuğu.
    round trip: gidiş
    dönüş.
    take a trip: (a) seyahat etmek, (b)
    argo esrar çekmek, uyuşturucu madde kullanmak.
  2. gidiş veya geliş.
    his daily trip to the market.
  3. sürçme, çelme, tökezleme, ayak takılması.
    trip wire: tökezleme teli: birinin geçtiğini haber almak için gerilen tel.
  4. yanlış, hata.
  5. Machines kastanyola, durdurma düzeni.
  6. (a) esrar/LSD çekme, uyuşturucu madde kullanma, (b) uyuşukluk, uyuşturucu madde etkisinde olma.
  7. sürçmek, tökezlemek.

  8. trip up: çelmek, çelme takmak, ayağına takılmak, tökezletmek.
    The rug tripped him up.
  9. yanlış/hata yapmak, dili sürçmek, yanılmak.
  10. hafif hafif/sekerek yürümek, sıçramak, seğirtmek.
  11. yana yatmak, eğilmek.
  12. yanıltmak, hataya sevketmek, engellemek, tıkamak, kapamak.
  13. trip up: yanlışını/hatasını bulmak/yakalamak/ortaya çıkarmak.
  14. Maritime Traffic dipten ayırmak (lenger).
  15. Machines (a) açılmak, çözülmek, boşalmak, (b) engeli kaldırıp serbest bırakmak, harekete geçirmek,
    az kul. yolculuk etmek.
  16. uçar gibi dansetmek.
çelmelemek Verb
tökez teli Noun
tuzak ipi Noun
yolculuk yapmak Verb
hava gezisi
hava yolculuğu
uyuşturucu maddenin verdiği sersemlik/uyuşukluk/ruhsal rahatsızlık.
a bad trip on acid: LSD'nin verdiği sersemlik.
otobüs yolculuğu
iş yolculuğu
iş gezisi Noun
mübayaa yolculuğu
mubayaa yolculuğu
gidiş ve dönüş yolları ayrı olan gidiş-dönüş yolculuğu
okul gezisi Noun, Education-Training
sınıf gezisi Noun, Education-Training
(US) yolculuk
öz-kandırım: kendi gururunu tatmin için yapılan eylem/girişim.
Her charitable activity was one long ego trip. Noun
(Br) hükümet hesabına yapılan yolculuk
(öğretimde) gezi, tatbikat. Noun
tarifesiz uçakla uçmak Verb
uçakla yolculuk
dış ticaret yolculuğu
bedava yolculuk
yolculuğa çıkmak Verb
gezmek Verb
seyahate çıkmak Verb
grup seyahati
zihin açıcı faaliyet. Noun
balayı seyahati
yolcu grubu üyesi
yalnız gidiş yolculuğu
tek yönlü yolculuk
bir yolculuğu ödemek Verb
uçak yolculuğu
gezinti
tren yolculuğu
gidiş-dönüş seyahati.
round -trip: gidiş-dönüş.
satış gezisi
ana geziden ayrı
seçime bağlı yan gezi
uzay yolculuğu
uçakla yolculuk etmek Verb
seyahat etmek.
bir yolculuk için bazı güzergâhlar düşünmek Verb
deneme seferi.
tatil gezisi
kurnazca bir sorgulamayla şahidi yanıltmak Verb
dış ülkeye yolculuk
yolculuk üzerine çarter
kavrama tertibatı
şahmerdan. Noun
ağızdan dökülüvermek Verb
kolay dillendirilmek Verb
kolay söylenmek Verb
söylenivermek Verb
kolayca ağızdan çıkmak Verb
birşeyde tökezlemek Verb
birşeyin üzerinde sendelemek Verb
uyuşturucu kafasına girmek Verb
uyuşturucu etkisine girmek Verb
trip yaşamak Verb
halüsinasyon görmek Verb
tribe girmek Verb
ayağı birşeye takılmak Verb
birşeye takılmak Verb
seyahat planlama
dansa gitmek.
argo uyuşturucu madde etkisinde olmak.
(Br) gidiş dönüş
fabrikayı dolaşma
hapsi boylama
tutuklanma
deniz kenarına tur
kanmak Verb
hataya düşmek Verb
hata yapmak Verb
tongaya düşürmek Verb
yanıltmak Verb
tongaya düşmek Verb
kandırmak Verb
kandırılmak Verb
birini yanıltmak Verb
birini tongaya düşürmek Verb
birini kandırmak Verb
yere yakın yerleştirilen ve ayak takıldığında bir alarmı ya da patlayıcı mekanizmayı harekete geçiren tuzak teli
tökezleme teli
süresi uzatılmış Avrupa yolculuğu
yolculuk yazarları ve acente personeline havayolları ve turizm şirketlerince yaptırılan yolculuk ya da gezi
dünya turuna çıkmak Verb
bir seyahatin haklı iş nedenlerine dayandığını kanıtlamak Verb
(uçak) ilk uçuş
atılan ambalaj
dönüş uçak yolculuğu
turistik gezi
gidiş-dönüş uçak bileti
gidiş-dönüş indirimi
gidiş-dönüş bileti
gidiş-dönüş turistik gezi bilet ücretleri Noun
(US) gidiş-dönüş ücreti
gidiş-dönüş bileti
çift yönlü ticaret
aynı menkul kıymetin satın alınmasından sonra satılması ya da bunun tersi
birini şehre bedava götürmek Verb
dünya turuna çıkmak Verb
to trip out Verb
to trip Verb