veto

  1. Noun
    veto power ile ayni anlama gelir. veto, ret, reddetme hakkı;
  2. Noun veto etme, veto hakkını kullanma;
  3. Noun
    veto message ile ayni anlama gelir. veto bildirisi: vetoyu ve sebebini açıklayan belge.
  4. Noun şiddetli yasak.
  5. Transitive Verb veto etmek, reddetmek.
  6. Transitive Verb şiddetle yasak etmek.
veto hakkını kullanmak Verb
veto hakkını kullanmak Verb
veto etmek Verb
veto hakkını kullanmak Verb
kısmî veto, bir yasanının tümünün değil, bazı maddelerinin veto edilmesi.
yerel veto
veto hakkına aldırmamak Verb
bir veto hakkına aldırmamak Verb
başkanın dolaylı vetosu Noun
oyalama vetosu: ABD Cumhurbaşkanının bir yasayı Kongrenin tatiline kadar onaylamaması. Noun
buna benzer oyalama ile yasanın çıkmasını önleme. Noun
veto hakkına sahip olmak Verb
(US) kaydı ihtirazi ile veto
kayd-ı ihtirazi ile veto
veto hakkını saklı (mahfuz) tutmak Verb
veto hakkı
bir önergeyi veto etmek Verb
bir kararı veto etmek Verb
bir planı veto etmek Verb
(polis) bir yürüyüşü yasaklamak Verb
bir yürüyüşü veto etmek Verb
veto ile ayni anlama gelir. veto bildirisi: vetoyu ve sebebini açıklayan belge.
veto ile ayni anlama gelir. veto, ret, reddetme hakkı;
veto hakkı Noun, Competition Law
mutlak veto (ret) hakkına sahip bulunmak Verb
veto hakkını kullanmak Verb
  1. veto
pocket veto Noun
(US) pocket veto Noun
veto message
qualified veto
(US) qualified veto
local veto
vetoer
vetoist
to veto Verb
to take defence defense Verb
to interpose one's veto Verb
voting right
right to veto
veto right Noun, Competition Law
to override a veto Verb
to possess a right of veto Verb
to use one's veto Verb
to put on veto on Verb
to exercise one's veto right Verb
to exercise one's veto Verb
to reserve a veto Verb
to veto a decision Verb
to veto a bill Verb
to veto a plan Verb
to override a veto Verb
to veto a procession Verb

Turkish Dictionary (Kubbealtı Turkish Dictionary)

  1. Yetkili kimsenin yasanın kendisine verdiği hakka ... bir kānûnu, kararnâmeyi vb