korku, yılgınlık.
the fear of God: Allah korkusu.
Have no fear(s): Korkmayınız.
go/be/stand
in fear of … : …'den korkmak, ödü kopmak.
He went in fear of being discovered: Yerini keşfederler diye ödü kopuyordu.
for fear that: -den korkarak, korkusu ile.
endişe, üzüntü.
Grave fears have arisen for the safety of the hostages.
in fear of: endişesi/üzüntüsü
içinde.
I'm in daily fear of dismissal: Her gün işimden kovulmak endişesi içindeyim.
vehim, kuruntu.
Your fear that he would get lost was unnecessary.
haşyet, dehşet, ürkme.
in fear and trembling: dehşete düşmüş, korkudan titreyen.
put the fear
of God into someone: birisini dehşete düşürmek, birisine haddini bildirmek/dünyanın kaç bucak olduğunu göstermek.
tehlike.
in mortal fear = fear of one's life: can havliyle, ölüm tehlikesiyle.
There is no
fear of our losing: Kaybetmek tehlikesi yok.
korkmak, ürkmek, dehşete düşmek/kapılmak, paniğe kapılmak, yılmak.
Never fear! Korkma!
She always feared mice.
endişelenmek, endişe etmek, endişeye/telâşa kapılmak.
fear for someone: birisi için endişe etmek.

He fears for the future of the country.
korku ve hürmet duymak.
fear God: Allahtan korkmak.
korkutmak, yıldırmak, dehşete düşürmek.
korku İsim, Psikoloji
havf (outdated) İsim
ecel teri dökmek Fiil
tamamıyla korkusuz olmak Fiil
kastrasyon korkusu İsim, Psikanaliz
iğdiş edilme korkusu İsim, Psikanaliz
geçiminısağlayamamaktan endişe etmek Fiil
geçimini sağlayamamaktan endişe etmek Fiil
ölüm korkusu İsim
uçak korkusu İsim
uçuş korkusu İsim
konjonktürün gerilemesi endişesi
saçıni başını yolmak Fiil
beğenmemek Fiil
korkusu ile, endişesiyle, ihtimalini düşünerek.
We went as quietly as we could for fear of arousing the dog.
beti benzi atmak Fiil
kuruntu
dehşetle korkmak Fiil
birinin geleceğinden korkmak Fiil
korkarım ki, maalesef, yazık ki.
I fear we'll be late: Korkarım geç kalacağız.
“Is he very
ill?” “I fear so”: “Çok mu hasta?” “Maalesef öyle.”
birinin hayatından endişe etmek Fiil
birine korku aşılamak Fiil
korku vermek Fiil
korku içinde yaşamak Fiil
korkuyla yaşamak Fiil
ölüm korkusu
can korkusu
ölüm korkusu
kesinlikle hayır
asla! kat'iyen! ne münasebet! korkma!
işsizlik korkusu çekme
dehşetli korku
korkuya kapılmış
iktisadi durgunluk korkusu
kovulmaktan büyük endişe duymak Fiil
birinin yüreğine korku salmak Fiil
tarafsız olarak, âdilâne, korkusuzca, kimseden çekinmeksizin.
kimseden korkmadan ve kimseye minnet etmeden