face-to-face

  1. Zarf yüz yüze
  2. yüzyüze, karşı karşıya, karşılıklı.
    They had a face-to-face argument.
    We met face-to-face for
    the first time: İlk olarak yüzyüze geldik.
yüz yüze geliş
yüzyüze görüşme
yüz yüze görüşme
yüz yüze konuşmak
(a) yüzyüze, karşı karşıya.
The opponents were brought face to face. During the storm I came face
to face with death. (b)
face to face with: huzurun(d)a.