add

  1. Verb eklemek, katmak, ilâve etmek, zammetmek.
    to add interest to the capital.
  2. Verb
    add up: toplamak, toplamını bulmak, cem etmek.
    to add up a column of figures. sözüne/yazısına
    eklemek/ilâve etmek.
    Let me add this … : Şunu da ilâve edeyim ki …
üye sayısını artırmak Verb
bir şeye imzasını koymak Verb
sözcük dağarcığına eklemek Verb
(US) bir reklam bastırmak Verb
küçük ilan
başka sözüm yok
...'i ...'e yansıtmak Verb, Accounting
faturaya % 10 servis ücreti ilave etmek Verb
(karara, rapora, tutanağa) şerh düşmek, (karara, rapora, tutanağa) şerh koymak Verb, Law
hastaneye yeni bir pavyon ilave etmek Verb
(metnin kenarına) şerh düşmek Verb, Language-Literature
eve bir kat daha çıkmak Verb
bir eve bir kat daha çıkmak Verb
yangına körükle gitmek Verb
yangına körükle gitmek Verb
katmak, dahil etmek.
birşeyi katmak Verb
birşeyi eklemek Verb
birşeyi dâhil etmek Verb
gücendirmek yetmiyormuş gibi bir de hakaret etmek (Hem dövmek/incitmek, hem de hakaret etmek).
altı ayda bir borca faiz yüklemek Verb
altı ayda bir borca faiz yüklemek Verb
eklemek Verb
ilave etmek Verb
bindirmek Verb
mevcut bir taksitle ödeme sözleşmesine ek olarak eski bir satın almaya ek yeni bir satın alışı birleştirmek Verb
fazladan birşey eklemek Verb
birşeyi ekstradan eklemek Verb
tuz ekmek Verb
birşeyi birşeyle toplamak Verb
birşeyi birşeye eklemek Verb
ayraç açmak Verb
katıştırmak Verb
birşeyi birşeye eklemek Verb
renk vermek Verb
son rötuş darbesini vurmak Verb
tamamlayıcı ameliyede bulunmak Verb
faizi sermayeye eklemek Verb
faizi sermayeye katmak Verb
eklenmek.
His illness added to family's troubles: Ailenin dertlerine onun hastalığı da eklendi.

To add to my distress … Istırabım yetmiyormuş gibi …
ek bina yapmak Verb
bir listeye ilave etmek Verb
listeye ilave etmek Verb
bir de bu çıktı
işim yetmiyormuş gibi
birinin itibarıni artırmak Verb
birşeyi daha dikkat çekici hale getirmek Verb
birşeyi artırmak Verb
birşeyin değerini artırmak Verb
birşeyin maliyetini artırmak Verb
birşeyin fiyatını artırmak Verb
birşeyin altını çizmek Verb
birşeyi güçlendirmek Verb
bir de Adverb
ayrıca Adverb
buna ek olarak Adverb
üstüne üstlük Adverb
bunun yanı sıra Adverb
sermayeye ilave etmek Verb
bir şeyin önemini artırmak Verb
buna ek olarak Adverb
üstüne üstlük Adverb
bir de Adverb
ayrıca Adverb
bunun yanı sıra Adverb
toplamak Verb
ulaşmak, varmak, baliğ olmak, beklenen toplamı/sonucu vermek.
His assets adds up to ten millions:
Malı mülkü on milyona ulaşır.
These figures don't add up right: Bu rakamlar beklenen sonucu vermiyor. (b) makul/tutarlı/âhenkli görünmek.
There were aspects of the story that didn't add up: Hikâyenin bazı hususları birbirini tutmuyordu.
birşeyin toplamını hesaplamak Verb
birşeyin toplamını bulmak Verb
göstermek, delâlet etmek.
The evidence adds up to a case of murder: Deliller, olayın bir cinayet
olduğunu gösteriyor.
It all adds up to … : Bunun sonucu … dur.
birşeyi ortaya çıkarmak Verb
birşeyle sonuçlanmak Verb
birşeye sebep olmak Verb
değerlendirmek Verb
birşeyi güçlendirmek Verb
birşeyi desteklemek Verb
mayalamak Verb
bir şeye lezzet katmak Verb
cem etmek Verb
mantıklı olmamak Verb
doğru olmamak Verb
mantıklı bir açıklaması bulunmamak Verb
yanlış olmak Verb
rakamlarımız tutmuyor
üstüne üstlük, … Adverb
hesaba katma
bir hesaba katma
mevcut kapasite mizi artıracağız
Atatürkist Thought Association Noun, Organizations

Turkish Dictionary (Kubbealtı Turkish Dictionary)

  1. bk. ad