blue

  1. Adjective mavi
  2. mavi, gök (rengi), lâcivert.
    baby blue = Cambridge blue = light blue: açık mavi.
    dark blue
    = Oxford blue: koyu mavi.
    deep blue: koyu mavi, lâcivert.
    navy blue: koyu lâcivert.
    royal blue: açık lâcivert.
    steely blue: çelik mavisi.
    blue water: deniz.
    true blue: sadık, vatansever.
  3. (deri, cilt) mor, morarmış.
    black and blue: çürük, morarmış.
  4. çivit.
  5. mavi renkli şey.
    Place the blue next to the red.
  6. mavili, mavi üniformalı.
    Tomorrow the blues will play the reds.
  7. ABD İç Savaşlarında birlik
    (Union) ordusuna mensup kimse.
  8. (bkz: bluestocking ).
  9. (bkz: blue ribbon ) (1).
  10. mavi kanatlı kelebek
    (Lycaenidae).
  11. (a) gök(yüzü), sema, (b) deniz, (c) meçhul, bilinmeyen.
    to vanish into the blue: meçhullere karışmak,
    kaybolmak, sırra kadem basmak.
  12. üzgün, mahzun, meyus, kederli, mükedder, ümitsiz, gamlı.
    to feel blue: üzülmek, keder/üzüntü duymak,
    içi sıkılmak, neşesi kaçmak.
    to look blue: üzgün/neşesiz görünmek.
    Things look blue: İşler kötü görünüyor.
    She was blue about not being invited to dance.
  13. ayıp, müstehcen, açık saçık.
    blue jokes. blue movies.
  14. tutucu, muhafazakâr, katı kurallara dayanan.
    blue laws.
  15. maviye boyamak, mavileştirmek.
  16. çivitlemek.
    Don't blue your clothes until the second rinse.
  17. israf/heba etmek.
    blue one' money: parasını çarçur etmek, har vurup harman savurmak.
aşırı tutucu
Alice mavisi Adjective
bebek mavisi Adjective
(US) büyük mavi
bondi mavisi Adjective
Karolina mavisi Adjective
berrak mavi Adjective
gök mavisi Adjective
çini mavisi, Prusya mavisi.
(a) kobalt mavisi, koyu mavi ile yeşilimsi mavi arası renk, (b) kobalt oksit içeren mavi boyalardan herhangi biri.
cornflower ile ayni anlama gelir. koyu mavi.
peygamber çiçeği rengi Adjective
koyu mavi Adjective
masmavi
hile mavisi Adjective
Mısır mavisi Adjective
elektrik mavisi Adjective
lâcivert, çivit mavisi, çivit rengi. Noun

indigo, indigotin ile ayni anlama gelir. çivit, bazı bitkilerden elde edilen ya da anilinden sentetik
olarak yapılan lâcivert renkli toz: C16H10N2O2.
Noun
lavanta mavisi Adjective
Cezayir menekşesi rengi Adjective
açık mavi Adjective
üzgün/meyus/kederli gözükmek.
metilen mavisi: C16H18ClN3S.3H2O. Suda eriyince koyu mavi
bir renk alan, mikropları ve organik maddeleri boyamakta ve siyanür zehirlenmesine karşı panzehir olarak kullanılan koyu yeşil kristal.
Noun
navy ile ayni anlama gelir. lâcivert, koyu mavi, deniz mavisi.
nil mavisi, soluk yeşilimsi mavi.
ansızın, apansız, ânide, birdenbire, beklenmeksizin, pat diye, damdan düşer gibi.
The inheritance
came out of blue as a stroke of good fortune: Miras, ansızın bir talih kuşu gibi çıkageldi.
koyu mavi.
koyu mavi, Prusya mavisi.
pastel mavi Adjective
parlak mavi, tavus mavisi.
acem mavisi Adjective
pers mavisi Adjective
kalkış sinyali
hareket flaması
soluk mavi, kobalt mavisi.
toz mavi Adjective
çini mavisi, Prusya mavisi.
Prusya mavisi Adjective
koyu mavi, morumsu/kırmızımsı mavi. Noun
kraliyet mavisi Adjective
parlak mavi renk
açık grimsi mavi renk
mavi renk, gök mavisi.
sky-blue: mavi renkte.
çelik mavisi.
çelik mavisi Adjective
teal mavisi Adjective
sadakat belirtisi sayılan mavi renk
pek sadık
sözünün eri
mavileşmek Verb
turquoise = turquois ile ayni anlama gelir. firuze rengi, türkuvaz, yeşilimsi mavi renk.
turkuaz mavisi Adjective
masmavi
mavi alarm: (a) birinci (sarı) alârmdan sonra hava hücumu olasılığını bildiren ikinci alârm, (b) kasırga/tayfun alârmı.
mavi bebek: kalp/akciğer hastalığından mavimsi deri ile doğan bebek.
mavi boncuk
yazarken mavi
sonradan kararan mürekkep
soylu, asil, aristokrat.
asil kan, soyluluk, asalet. Noun
aristokrat, soylu/asil kişi. Noun
mavi kitap: toplum hayatında sivrilmiş kişilerin ad ve adres kitabı. Noun
(yüksek okulların sınavlarında kullanılan, genellikle mavi kaplı) sınav defteri/kâğıdı. Noun
Londra Menkul Kıymetler Borsası'nda borsa simsarı stajyer
(Br) (Londra Borsası) yakasına taktığı küçük mavi rozetle ayırdedilen
(iyi cins) mavi peynir. Noun
(Pokerde en kıymetli olan) mavi fiş. Noun
sağlam bir şirketin hisse senedi. Noun
yedekte tutulan kıymetli mülk. Noun
koz.
The airfield was a blue chip in the struggle for the military supremacy. Noun
büyük ve güvenilir şirket
piyasada itimat kazanmış hisse senedi
kumarda değerli mavi fiş
iyi satan
yüksek kâr marjı olan herhangi bir emtia
(US borsa) sağlam bir şirketin hisse senedi
cohosh
(US) işçi sınıfı
(US) işçi sınıfının tepkisi
(US) işçi sendikası Noun
mavi yakalılar Noun
aşırı gerici
blue vitriol
göztaşı, bakır sülfat, CuSO4.5H2O: Normal olarak saydam mavi kristal, suyu uçurulunca
beyaz toz halinde bir bakır tuzu. Haşarat öldürücü olarak, renkleri tespitte ve oymacılıkta kullanılır.
Noun
mavi yengeç
(Callinectes sapidus): KD Amerika kıyılarında yaşayan ve eti yenen koyu yeşil gövdeli
ve mavi bacaklı yengeç türü.
Noun
beyaz hindiba Noun, Food-Kitchen
beyaz hindiba Noun, Food-Kitchen
üzüntü
üzüntü, yeis, keder, hüzün. Noun
delirium tremens Noun
çivit
Mavi Avrupa (AT'nin ortak balıkçılık politikası Noun
erotik film
açık film
renkli ateş
renkli fişek
mavi zambak
(Iris prismatica, I. versicolor). Noun
mavi tilki. Noun
mavi tilki derisi. Noun
maviye boyanmış tilki derisi. Noun
aşırı korku. Noun
water gas Noun
mavi kaz
(Chen caerulescens): K. Amerikada yaşayan mavimtrak gri renkli yaban kazı. Noun
gökçayır.
grama grass ile ayni anlama gelir. Noun
mavi dağtavuğu
(Dendragapus): K. Amerikada yaşayan tüyleri gri-mavi benekli dağ tavuğu. Noun
eucalyptus Noun
(aşırı öfkeden/yorgunluktan) bitkin, bitap, mosmor, takatsiz.
He ran until he was blue in the face:
Takati kesilinceye kadar koştu.
I told you till I am blue in the face: Sana bin defa söyledim/söylemekten dilimde tüy bitti.
denizci
gökçekuş
(Cyanocitta cristata): KD Amerikada yaşayan sırtı parlak mavi, göğsü gri renkli ötücü kuş. Noun
blûcin: (mavi kaba kumaştan yapılmış) işçi pantalonu. Günlük giysi olarak da kullanılır. Noun
tutucu/sert yasalar. Noun
Pazar günü içki, eğlence ve çalışmayı yasaklayan yasalar. Noun
işaret için kullanılan havai fişek
(buz hokeyinde) mavi çizgi, saha çizgisi. Noun
polis

green mold ile ayni anlama gelir. mavi küf
(Penicillium): ekmek, peynir gibi gıdaların
üzerinde oluşan mavi-yeşil renkli küf.
Noun
(bitkilerde) mavi küf hastalığı. Noun
çetin Pazartesi: Pazar günü dinlendikten sonra Pazartesi çalışmanın zorluğunu ima için söylenir.
çok uzun zaman.
in a blue moon: senelerdir, çok uzun zamandan beri.
I haven't seen him in a
blue moon.
once in a blue moon: nadiren, kırk yılda bir.
Noun
müstehcen film. Noun
avaz avaz, avazı çıktığı kadar.
cry/scream blue murder: avaz avaz ağlamak/bağırmak/protesto etmek.

The child screamed blue murder, but his mother didn't change her mind.
züppe
(US) kendini beğenmiş
mavi nota, cazda çok geçen bemollü nota. Noun
mavi merhem: %10 cıva içeren ve bitlenmeye karşı kullanılan merhem. Noun
mavi akik. Noun
makaslama
sansürleme (film , yazı , vb
hükümsüz bırakmak Verb
sansürlemek Verb
mavi kalem
kaldırmak Verb
(v) atmak Verb
güç zamanlar
mavi bayrak: limandan ayrılmak üzere olan bir geminin ön direğe çektiği ortasında beyaz kare bulunan mavi bayrak.
mavi turna balığı
(Strizostedion vitreum glaucum) : Büyük Göllerde yaşar. Noun
mavi tabak: birkaç çeşit yemek koymağa mahsus bölmeleri olan mavi söğüt desenli tabak. Noun
sebzeli et: bir menünün esas yemeği. Noun
mavi benekli Siyam kedisi. Noun
detaylı plan
mavi kâğıt üzerine beyaz çizgilerle kopya çıkartmak Verb
proje
mavi baskı
saman kâğıdı
mavi yılan
(Coluber constrictor flavientris): ABD'de Teksas-Ohio arasında raslanan mavimtrak renkli,
hızlı hareket eden bir tür yılan.
Noun
en büyük nişan.
He was awarded a blue ribbon for his contribution to medicine. Noun
İngiliz Garter şövalyelerinin ayırıcı simge olarak daktıkları mavi şerit. Noun

Blue Ribband ile ayni anlama gelir. Atlantikte sürat rekoru kıran gemiye verilen ödül. Noun
(içki düşmanı bazı kurumların simge olarak daşıdıkları) mavi kurdele. Noun
blue ribbon.
mavi şeritli program
mavi kaya balığı
(Sebastodes mystinus): K. Amerika Pasifik kıyılarında bulunan mavimtrak siyah renkli bir tür kaya balığı. Noun
düş kırıklığı
topu atmış
beyaz hindiba Noun, Food-Kitchen
mavi köpek balığı
(Prionace glauca): sırtı çivit mavisi, karnı beyaz bir cins köpek balığı. Noun
pamuk balığı
(Carcharias glauca).
pamuk balığı Noun, Animal Species
(US) tahvil satın alacak olanları hileden korumak amacıyla çıkartılan kanun
mavi çayırmelikesi
(Caryopteris incana): D. Asyada yetişir. Mavi/mavimsi mor renkte güzel salkım çiçekler açar. Noun
gök-lâdin
(Picea pungens) : KB Amerikada süs ağacı olarak yetiştirilen mavimtrak yeşil yapraklı lâdin. Noun
mavi sap: ahududu ve böğürtlenlerde
Verticillium alboaltrum mantarlarının sebep olduğu ve sapların
mavileşmesi, köklerin solarak çürümesi şeklinde beliren bir bitki hastalığı.
Noun
mavi rina Noun, Animal Species
entelektüel kadın
edebiyatla yakından ilgilenen yada ilgilendiğini iddia eden kadın
okumuş kadın
blue vitriol Noun
göztaşı, bakır sülfat, CuSO4.5H2O: Normal olarak saydam mavi kristal, suyu uçurulunca
beyaz toz halinde bir bakır tuzu. Haşarat öldürücü olarak, renkleri tespitte ve oymacılıkta kullanılır.
Noun
şimşek/yıdırım gibi, çok hızlı hareket eden (şey).
like a blue streak : şimşek/yıldırım hızı ile, yıdırım gibi. Noun
bitmez, sonu gelmez, sürekli şey.
to talk a blue streak: durmadan/biteviye konuşmak. Noun

blueweed ile ayni anlama gelir. engerek otu
(Echium vulgare): gösterişli mavi çiçekler açar.
buğdaycıl bülbül
(Luscinia svecica cyanecula): kara tavukgillerden Avrupa ve Asyada söğütlük ve
sazlıklarda yaşayan sırtı külrengi ötücü kuş.
Noun
mavi mine çiçeği
(Verbena hastala): KD Amerikada yetişen küçük mavi çiçekli, soğuğa dayanıklı, kalımlı bir bitki. Noun
göztaşı, bakır sülfat, CuSO4.5H2O: Normal olarak saydam mavi kristal, suyu uçurulunca
beyaz toz halinde bir bakır tuzu. Haşarat öldürücü olarak, renkleri tespitte ve oymacılıkta kullanılır.
Noun
Bakır sülfat, göztaşı, CuSO4.5H2O: ısıtılınca suyunu kaybedip beyazlaşan mavi kristal.
Bataryalarda, dezenfeksiyonda ve boyalarda kullanılır.
beyaz hindiba Noun, Food-Kitchen
gök balina
(Sibbaldus musculus) : Kuzey Buz Denizinde yaşayan sırtı gri-mavi, karnı sarımtrak
renkli en büyük memeli hayvan.
Noun
bakalyaro Noun, Animal Species
(US) fabrika işçisi
ortalığı velveleye vermek Verb
pırıl pırıl mavi gökyüzü