body

  1. Noun, Language-Literature açıklama
  2. Noun, Language-Literature gövde
  3. Noun beden, vücut, ten.
    human body: insan vücudu.
  4. Noun ceset.
    over my dead body: ben ölmedikçe (bu iş olamaz).
  5. Noun gövde.
    the body of a tree.
  6. Noun, Architecture binanın esas yapısı.
  7. Noun karoseri, arabanın yolcu ve yük taşıyan kısmı.
    body shop: karoseri dükkânı, kaporta atelyesi,
    oto gövdesini yapan/tamir eden yer.
  8. Noun, Maritime Traffic tekne, geminin gövdesi.
  9. Noun, Aviation uçak gövdesi.
  10. Noun, Printing harfin gövdesi.
  11. Noun, Geometry cisim, üç boyutlu şekil.
  12. Noun, Physics kütle, cisim.
    foreign body: yabancı cisim.
  13. Noun toplum, topluluk, halkın çoğunluğu, bir topluluğun büyük kısmı.
    great body of readers: büyük okuyucu
    topluluğu.
    a large body of people: büyük halk topluluğu.
    The body of American people favors the President's policiy.
    come in a body: topluca gelmek.
  14. Noun (nutuk, belge vb.) esas metin, ana bölüm.
    the body of the speech: nutkun metni.
  15. Noun kişi, şahıs, kimse.
    a very decent old body: yaşlı ve çok muhterem bir şahıs.
    a queer body: garip kimse.
  16. Noun cemiyet, grup, heyet, takım, kurul, encümen, meclis, organ, örgüt.
    student body: öğrenci cemiyeti.

    legislative body: yasama organı/meclisi.
  17. Noun uzay cismi (yıldız, gezegen vb.).
    heavenly body: gök cismi, yıldız.
  18. Noun yoğunluk, kesafet, öz, özdek, cevher.
  19. Noun elbise bedeni.
  20. Noun seramiğin ana maddesi.
cismani zarar Noun, Civil Law
büzülmek Verb
murisin füruları Noun
karoser
tekvücut olarak hareket etmek Verb
yönetim organı
idari teşkilat
idari organ
istişare organı
istişare kurulu
danışma kurulu
uçak gövdesi Noun
antikor Noun, Biology
zırhlı karoseri
(ekseriya romatizmanın kalp dokusunda oluşturduğu) iğ biçiminde şişkinlik.
(a) yıldız, gezegen, komet vb. gök cismi, (b) uzay-özdek: bütün uzayı doldurduğu ve her ferde ait ikinci
bir semavî vücut oluşturduğu farzedilen, yaşadığı sürece fertlerle beraber olan, vücut öldükten sonra da yaşayan çok hassas varlık.
yetki veren şahıs
izin veren şahıs
izin zni veren şahıs
müsaade veren şahıs
otomobil gövdesi Noun
otomobil karoseri
yardımcı organ
veren kuruluş (Kaynak: CEDEFOP) Noun, Education-Training
toplu sözleşmeye katılan temsilciler kurulu
cüsse
kara cisim: yüzeyine düşen elektromanyetik ışınlamaları yansıtmaksızın tamamen soğuran veya akkorluğa
kadar ısıtılınca sürekli bir görünür ışık izgesi veren kuramsal cisim.
black body radiation: kara cisim ışınımı.
black body temperature: kara cisim sıcaklığı.
Noun
otomobil karoserisi
araba üst gövdesi Noun
otomobil karoseri
otomobil gövdesi Noun
başdamar düğümcüğü.
araba üst gövdesi Noun
karoser
karoseri
belgelendirme kuruluşu
gözkapağının kirpikli kısmı.
araba üst gövdesi Noun
yekvücut
yetkili organ, yetkili birim
seçmenler
seçmen kitlesi
denetleme organı
kontrol organı
eşgüdüm sağlayan organ
esas kısım
başlığın dışında kalan metin
gövde
(araba) özel karoseri
ceset Noun
cenaze Noun
leş
naaş Noun
karar organı Noun
danışma kurulu
istişare organı
kordiplomatik, bir başkentte bulunan yabancı diplomatların tümü.
eğitim kurulu
seçmenler
seçmen
seçmenler
seçmen kitlesi
sınav kurulu
icra heyeti
icra organı
bir işi yapmakla görevli heyet
icra kurulu
tahminlerde bulunan kurul
yabancı kuruluş
yabancı cisim Noun, Medicine-Health
kurucu meclis
kafesli uçak gövdesi Noun
Golgi cisimciği: hayvan gözelerinde bulunan ve salgılamada (ifrazatta) rolü olduğu sanılan ağımsı madde. Noun
müdüriyet
idari organ
devlet organı
ara-madde: virüslerin sebep olduğu bazı hastalıklarda gözeler arasında oluşan boyalı madde. Noun
bedeni hasar sigortası Noun
keton-özdek: şeker hastalığı gibi bazı patolojik hallerde kanda ve idrarda çok miktarda bulunan asetoasetik
asit, beta hidroksibütirik asit ve aseton maddelerinden biri.
ana organ
yasama organı
esas kuvvet
ana gövde
yönetim organı
tüccarlar kurulu
belediyeya da kamu hizmeti gören kurum
belediye ya da kamu hizmeti gören kurum
onaylanmış kuruluş
hiçbir şey yapmadığından kendisine görev verilebilecek kişi
beyzî sinir ucu: beynin omuriliğe birleştiği kısmın önünde bulunan iki oval sinir dokudan herbiri.
ana şirket
(Br) maaşları gözden geçirme kurulu
daimi organ
devamlı kurul
beyin epifizi.
ucay-göze: döllenme zamanına yakın yumurtada oluşan iki yuvarlak gözeden herbiri.
meslek odası Noun
meslek birliği
kamu teşkilatı
devlet kurumu Noun, Public Administration
kamu kurumu Noun, Public Administration
(US) denetim organı
birlikte istifa etmek Verb
toplu halde çekilmek Verb
kendi kendini yöneten organ
hissedarlar kurulu
cemiyet
himaye eden kuruluş
daimi organ
bir kurumun statüsü, bir organın statüsü
akış çizgisi biçimi gövde
akma gövde
tüm öğrenciler.
kontrol organı
teftiş organı
sökülebilen üstyapı Noun, Transport
mesleki organ
nefis
torpidoya benzeyen karoseri
karoser
vitreous electricity: cam elektriği, pozitif elektrik, camı ipekle ovarak elda edilen elektrik.
mesonephros Noun
bedensel farkındalık Noun, Medicine-Health
ceset torbası Noun
rakibin gövdesine indirilen yumruk.
heyet
vücut güçlendiren ilaç
karoserci
vücut güçlendiren spor
vücut güçlendiren idman
vücudun tehlikesizce kabul edebildiği radyasyon durumu
vücut bakımı Noun, Medicine-Health
karın boşluğu.
(buz hokeyinde hasmın ilerlemesini) gövde ile engelleme.
bodycheck: gövde ile engellemek. Noun
iç çamaşırı
astar boyası Noun
ten rengi. Noun
esas metin
bir ilan ya da reklamdaki manşet ya da resim dışındaki ana metin
(savaşta) düşman ölüleri sayısı.
beden benliği Noun, Psychoanalysis
hapsedilme
şekillendirmek, maddî şekil vermek.
Imagination bodies forth the forms of things unknown
(Shak.):
Muhayyile, meçhul şeylere maddî şekiller verir.
koruyucu
muhafız kıtası Noun
dedektif
muhafız asker
beden imgesi Noun, Psychology
kinesics Noun
beden dili Noun, Sociology
giyim biti. Noun
bir ilanda küçük punto ile yazılmış sözler
tüccarlar kurulu
bir konuşmanın ana kısmı
ordunun gövdesi Noun
idare meclisi
sistemli bir biçimde derlenmiş kanunların
oy veren kitle
(geminin) tekne planı.
siyasî toplum: hükümet yönetimi altında birleşmiş halk topluluğu. Noun
nizamname
üst arama
arama tarama
gövdeye sımsıkı oturan gömlek. Noun
kaportacı
(güreşte) künde, rakibini kaldırıp mindere fırlatarak sırtını yere getirme.
mezar soyguncusu. Noun
mezar soygunculuğu. Noun
(kadın) mayolu çorap. Noun
karoser dizaynı
demiryolu makası. Noun
esas (metnin basıldığı) punto. display type
karoseri
otomobil karoseri firması
motor gövdesi sacı
yeterli delil