bullet

  1. mermi, kurşun.
  2. fişek.
  3. küçük top, bilye.
  4. Printing kalın/siyah nokta (paragraf başlarını işaretlemekte kullanılır).
  5. tüymek, hızla gitmek.
ezaya/cefaya cesaretle katlanmak, dişini sıkmak.
boyun eğmek, mecburen razı olmak.
We'll just have to bite the bullet and pay higher taxes.
(reklamcılıkta) firmanın imajı
dumdum kurşunu. Noun
(işten) kovulmak Verb
işten kovulmak Verb
işten kovmak Verb
altın mermi (pazarlama dilinde , rekabetin yarattığı karmaşa arasında tüketiciye etkin bir biçimde ulaşan mucize ürün
çukur uçlu mermi Noun, Military
serseri kurşun
giderken havada iz bırakan kurşun
kurşun deliği Noun
kurşun geçirmez
kurşun geçirmez yelek
tüm borcu vadesinde ödeme Noun, Banking
çok hızlı giden tren (Japonyada vb.). Noun
kurşun yarası Noun, Medicine-Health
Kaderin önüne geçilmez. Adjective
ekspres tren