contact

  1. dokunma, değme, dokunuş, değiş, temas.
    in contact with … : … ile temas halinde.
    contact area:
    dokunma yüzeyi.
    to come in(to) contact = establish contact: temas sağlamak.
    make contact: dokunmak, temas etmek.
    maintain/stay in contact: teması korumak.
    break off/lose contact: teması kesmek.
  2. ilişki, münasebet.
    to have close/intimate contact: yakın ilişkisi olmak.
    to lose contact with
    reality: gerçekle/dış dünya ile ilişkiyi kesmek.
  3. tanıdık/bildik kimse, haber(leşme)/irtibat/yardım vb. sağlayan kimse.
    He has many contacts.
  4. Electronics temas, kontak.
    make/break contact: (elektrik devresini) kapamak/açmak.
  5. görüşme, haberleşme, irtibat.
    eye/face to face contact: yüzyüze/karşılıklı görüşme.
    to be in
    contact with … : … ile görüşmek/haberleşmek.
    make contact: irtibat sağlamak.
    contact flight = contact flying : (yeri) görerek uçuş.
  6. Medicine bulaşıcı hastalığa maruz kalmış kimse, hastalık taşıyıcısı, portör.
  7. dokun(dur)mak, değ(dir)mek, temas et(tir)mek, sürt(ün)mek.
  8. temas kurmak, temasa geçmek, irtibat/haberleşme sağlamak, konuşmak.
    We'll contact by telephone.
  9. ilişki kurmak, münasebet tesis etmek.
  10. temas sağlayan, dokunmayla/temasla etkiyen/faaliyete geçen.
    contact-mine: dokunma mayını/bombası.
değme açısı Noun
temas açısı Noun
atlama kontaktı
telsiz teması kurmak Verb
teması kesmek Verb
müşteri teması
yakın temas
doğrudan temas
göz teması Noun
yüz yüze geliş
ilk temas
göz teması kurmak Verb
piyasa ile temas
sözlü mukavele
fiziki temas
telsizle temas
telsiz temas
yeniden temas sağlama
kontak
cilde temas Noun, Medicine-Health
(elektrik) gevşek kontakt
kontaktlı cereyan kesici
otomatik anahtar
kontak anahtarı
kontakt kömürü
kontak kömürü
kontakt fırçası Noun
kontak fırçası Noun
kontakt düğmesi
zil düğmesi
değme kelepçesi
silindirli ütü
kontak arızası
kaçak
kontakt arızası
açık görüş uçuşu
görerek uçuş
toprağı görerek uçma
iletişim formu Noun
irtibat bilgileri Noun
iletişim bilgileri Noun
danışmadan bilgi edinmek Verb
kısa görüşme
göz içi merceği: göz kapağının altına yerleştirilen gözlük.
devre açıcı
temas kurulacak kişi
temas kurulacak kimse
temasla patlayan mayın
irtibat bürosu Noun, Management
temas noktası Noun
değme erkili: birbirine değen farklı iki metal arasında oluşan gerilim.
temas basıncı Noun, Construction
değmeli baskı: negatifi doğrudan doğruya hassas kâğıt üzerine koyup ışığa tutarak yapılan fotoğraf baskısı.
temas basıncı Noun, Construction
mahkûmların ziyaretçilerle bedensel temas ına izin verilen cezaevi ziyareti
mahkûmların ziyaretçilerle bedensel temasına izin verilen cezaevi ziyareti
bağıtlaşmak Verb
bağıtlanmak Verb
düşmanla temas
biriyle yakın temas halinde hareket etmek Verb
alışverişi kesmek Verb
biriyle yakın temasta bulunmak Verb
irtibat kurmak Verb
biriyle temasta bulunmak Verb
biriyle doğrudan temas halinde olmak Verb
biriyle biri arasında yakın temas kurmak Verb
biriyle biri arasında yakın temas kurmak Verb
temas etmek Verb
biriyle temasa geçmek Verb
biriyle temas kurmak Verb
biriyle temas kurmak Verb
biriyle temas kurmak Verb
biriyle temas kurma
her çeşit insanla temasa geçme fırsatı olmak Verb
her çeşit insanla temasa geçme fırsatı olmak Verb
ile yakın ilişkide olarak
dokunmak Verb
lütfen yukarıdaki telefonlardan bakanlık ile temasa geçin
biriyle yeniden temas kurmak Verb
gıda ile temas eden madde ve malzemeler Noun, Food-Kitchen
Çocuklarla Kişisel İlişki Kurulmasına Dair Avrupa Sözleşmesi Noun, International Law
Kültürel İrtibat Noktası Noun, Organizations
AB Daimi Temas Noktası Noun, Organizations