difference

  1. Noun, Mathematics fark
  2. Noun fark.
    I don't quite see the difference. There are several differences between these two methods.
  3. Noun ayrılık, farklılık, farklı oluş, benzemezlik.
  4. Noun ayırıcı özellik, alâmeti farika.
  5. Noun ayırma, tefrik, temyiz, ayrım.
    to tell the difference: birbirinden ayırmak, farklarını belirtmek, tefrik/temyiz etmek.
  6. Noun fikir ayrılığı, anlaşmazlık.
  7. Noun niza, ihtilâf.
    differences arose: ihtilâf çıktı.
    Settle your difference: Anlaşınız.
  8. Noun, Logic (bkz: differentia ).
  9. Transitive Verb farklılaştırmak.
  10. Transitive Verb fark gözetmek, ayırım yapmak.
  11. Transitive Verb (armaya) alâmeti farika koymak.
bir anlaşmazlığı halletmek Verb
yaş farkı Noun
(optik) odak yerdeğişimi.
fark sözleşmesi, fark kontratı Noun, Banking
maliyet farkı
kılı kırk yaran ayırım
yükselti farkı
kot farkı Noun, Construction
averaj Noun, Sports
boy farkı Noun
fark etmek, farklı olmak.
çok şey fark eder olmak Verb
bir şey fark etmemek Verb
fazla fark etmemek Verb
hallüfasletmek Verb
bir fikir ayrılığını halletmek Verb
farkı kapatmak Verb
büyük fark
karı-koca kavgası Noun
çok küçük fark
önemsiz fark
önemsiz fark
fazla bir şey fark etmemek Verb
hiçbir şey fark etmemek Verb
hatırı sayılır fark
averajla Adverb, Sports
fiyat farkını ödemek Verb
fiyat farkıni ödemek Verb
faz farkı
ayrılan noktalar Noun
ayrılınan noktalar Noun
fiyat ayrılığı
fiyat farkı Noun
ırk farkı
bir ihtilafı halletmek Verb
tür farkı.
(a) anlaşmak, uyuşmak, karşılıklı taviz vererek anlaşmaya varmak, (b) kalanını yarı yarıya paylaşmak.

You say $30 and I say $20, so let's split the difference and call it $25.
ortalamasını bulmak, ortalaması üzerinde (yarı yarıya taviz vererek) anlaşmak.
Okay, we'll split the
difference and call it $10.
fiyat ayrılığını taraflara eşit olarak bölmek Verb
stok sayım farkı
stok sayım farkı (fiziki sayım ile kayıtlar arasındaki fark
vergi farkı
bu her şeyi değiştirir
saat farkı Noun
(a) durumu değiştirmek.
That made all the difference: Bu herşeyi değiştirdi. (b) tefrik etmek,
farklarını belirtmek, fark etmek.
It makes no difference: Farketmez/Hepsi bir/aynı şey.
(iki sayı/miktar arasındaki) fark.
The difference between 6 and 11 is 5.
difference in age:
yaş farkı.
difference in temperature: sıcaklık farkı.
What is the difference in temperature between the day and the night?
yaş farkı
üretim maliyetleri arasındaki fark
üretim maliyetleri arasındaki fark
kot farkı Noun, Construction
seviye farkı
fiyat seviyeleri arasındaki fark
fiyat seviyeleri arasındaki fark
kasanın fark göstermesi
tedavi farkı
ağırlık farkı
seviye farkı
zihniyet farkı
görüş ayrılığı Noun
fikir ayrılığı Noun
hakeme intikal ettirilebilecek anlaşmazlık
doğru ile yanlış arasındaki farkı bilmek Verb
bir anlaşmazlığı hakem kuruluna havale etmek Verb
fark şurada ki ...
fark şurada ki
Ne farkı var ki?
şu farkla ki
Menkul Kıymetler İhraç Farkı (-) Accounting