girl

  1. Noun kız.
    There are more girls than boys in this school. My little girl is ill.
  2. Noun genç bekâr kadın.
  3. Noun hizmetçi kız.
  4. Noun sevgili.
    girl friend = one's best girl: sevgili.
  5. Noun kadın.
    The men have invited the girls to play football against them.
evlenmemiş kadın
genç bir kız için iyi kısmet olmak Verb
gece kulübünde çalışan garson kız
garson yardımcısı kız/kadın. Noun
telefonla randevu veren orospu/fahişe. Noun
(7-18 yaşlarında) izci kız.
kasiyer kız
koro şarkıcısı (kız), müzikhol dansözü.
sahne sekreteri
stüdyo sekreteri
kapak kızı: resmi dergi kapaklarına basılan güzel kız. Noun
rakkase
getir-götür işi yapan kız
fabrikada çalışan kadın memur
kadın fabrika işçisi
düğünde çiçek taşıyan/gelinin yoluna çiçek serpen kız. Noun
çiçekçi/çiçek satan kız Noun
çiçekçi kız
(C.D. Gibson'un tavsif ettiği) 1890 yıllarının ideal Amerikan kızı.
reklamlara çıkan güzel kız
gözde (erkek/kadın) sanatçı, şahane hayat süren aktör/aktris.
hizmetçi
housemaid Noun
telekız
gelinlik kız
almak Verb
(a) hanım, (arkadaşça konuşurken kullanılır), (b) bir okulun eski kız öğrencisi.
bir tezgâhtar kızla evlenmek Verb
gazeteci kız, gazete satan kız. Noun
laf atmak Verb
beğenilen sinema oyuncusu
seksi kadın
bir kıza evlenme teklif etmek Verb
hizmetçi kız
tezgâhtar kız
gösteri kızı, eğlence yerlerinde güzel giysilerle gösteri yapan kız/kadın. Noun
depoda çalışan kız
sokak kızı
tehlikeli sahnelerde oynayan dublör.
göğüslerinin bütün güzel hatlarını belli edecek derecede dar kazak giyen kız/genç kadın.
ilik gibi
kibar bir kadının evli olmayan hizmetçisi
fabrika işçisi kız
çırak kız
yazı ve evrak memuresi, çeşitli büro işlerine bakan kadın memur.
bayan/kız arkadaş, sevgili.
kız rehber.
kız izci.
kız muhabbeti Noun
daktilo kız
bir kızın başını belaya sokmak Verb
bir kıza çeyiz düzmek Verb