heel

  1. Noun topuk, ökçe: insan/hayvan ayağının arka kısmı.
  2. Noun ayakkabı/çorap ökçesi/topuğu.
    There's a hole in the heel of my stocking.
    to wear (high) heels
    = to wear shoes with high heels: yüksek ökçeli ayakkabı giymek.
  3. Noun (bütün olarak) ayak.
    He was hung by the heels: Ayağından asılmıştı.
  4. Noun yuvarlak uç, bir şeyin topuğa benzer yuvarlak kısmı.
    a heel of bread. the heel of a golf club.
  5. Noun aya, avuç içinin bileğe yakın kısmı.
  6. Noun son.
    The heel of a session.
  7. Noun art, arka, bir şeyin geri kısmı.
  8. Noun alçak/rezil/kalleş kimse.
  9. Verb peşine düşmek, peşinden gitmek, izlemek, takip etmek, peşinden ayrılmamak.
  10. Verb ökçe takmak.
  11. Verb (golf) topa sopanın ucu ile vurmak.
  12. Verb dövüş horozuna mahmuz takmak.
  13. Verb (köpek) ayağının dibinden ayrılmamak.
  14. Verb ökçeleri üzerine basmak (dansta vb.).
  15. Verb mahmuzlamak.
    He heeled his horse.
  16. Verb ökçelerine dayanarak dinlenmek.
  17. Verb (para/silah vb.) sağlamak, temin/tedarik etmek.
  18. (gemi vb.) yan yat(ır)ma(k).
    The ship heeled over in the storm: Fırtınada gemi yana yattı.
şaşkına çevirmek.
birdenbire dönmek Verb
…'in zayıf noktası Noun
…'in Aşil topuğu Noun
…'in açığı Noun
…'in zaafı Noun
can alacak/en zayıf nokta.
The enemy's Achilles heel was his harbor defenses.
dize/yola getirmek, boyun/baş eğdirmek, itaat altına almak.
(a) (köpek) sahibinin arkasından gitmek, (b) itaat etmek, (c) aynı fikirde olmak.
(a) (köpek) sahibinin peşinden gitmek, peşini bırakmamak, (b) (şahıs) uslanmak, boyun/baş eğmek, dize/yola gelmek, itaat etmek.
polisin elinden kaçmak Verb
hapisten kaçmak Verb
Fransız ökçesi, (kadın ayakkabısında) yüksek ökçe.
kauçuk taban
koşarak uzaklaşmak, tabanları yağlamak.
ince ve yüksek topuk.
(kadın ayakkabılarında) yüksek ve sivri topuk
calcaneus Noun
sığır sineği
(Hypoderma): sığırlara musallat olan bir tür sinek. Noun
Aşil topuğu (bir kimsenin zayıf noktası Noun
yana yatmak Verb
ökçe
bilezik
topuklu ayakkabı Noun, Clothing-Fashion
topuk kayışı Noun
müstevlinin çizmesi altında (olmak).
grease ile ayni anlama gelir. (atlarda) topuk iltihabı.
zorba bir diktatörün esiri olma