knockout

  1. vurup devirme, yıkma, yere vurma, nakavt.
    He won the fight by a knockout.
  2. devrilme, yıkılma, yere serilme.
  3. devirici/yıkıcı vuruş/darbe.
  4. çok başarılı, çok güzel, göz kamaştırıcı.
    You really look a knockout in your dress.
(boksta) hükmen galibiyet.
bir açık artırmada alıcılar arasında yapılan yasal olmayan anlaşma (bu durumda alıcılar birbirlerine
karşı fiyat yükseltmeyerek bir malın aralarında b
düzmece açık artırma
eliminasyon maçı
fiyat düşürme rekabeti
bayıltıcı damla: içkiye damlatılarak içeni hemen bayıltan ilâç (
chloral hydrate vb.).
çok düşük fiyat
çok düşük fiyat
eleme turu Noun, Sports
eleme sistemi
(a) (boksta) rakibini yere sermek/bayıltmak, nakavt etmek, (b) tahrip etmek, bozmak, hasara uğratmak.
çok şaşırtıcı kişi ya da şey