nice

  1. kıyak (argo)
  2. Adjective hoş, lâtif, güzel, iyi.
    a nice day/time. Emirgân is a nice place. We had a nice evening. to say nice things.
  3. Adjective (a) iyi, mükemmel, âlâ.
    This is a nice mess: İşler arap saçına döndü/ayıkla pirincin taşını! (b)
    iyi yürekli, hayırhah, samimî.
    a nice person.
  4. Adjective dakik.
  5. Adjective hassas.
  6. Adjective ince.
    a nice distinction: ince bir fark.
    a nice shade of meaning.
  7. Adjective nazik, kibar, zarif, düşünceli.
    to be nice to someone: birine kibarca/nazikâne muamele etmek.

    He was nice to us. nice manners. That wasn't nice of you. That's a nice way to talk.
    How nice of you to … : ne kadar naziksiniz!
  8. Adjective sevimli, şirin, cazip, canayakın.
    a nice girl. What a nice face she's got.
  9. Adjective uygun, münasip.
  10. Adjective titiz, müşkülpesent.
    to be too nice about something: çok titiz davranmak, ince eleyip sık dokumak.

    nice in his eating. to be nice about one's food.
  11. Adjective çekingen, mahcup, utangaç, mütevazi.
  12. Adjective önemsiz, cüz'î, ufak tefek.
  13. Adjective lezzetli, tatlı, nefis.
  14. Adjective ince, düşünce ve maharet isteyen.
nazik iş
tamamıyla, mükemmelen, mükemmel bir şekilde.
nice and dry: kupkuru.
nice and warm: sıcacık.

nice and sweet: bal gibi.
efendi çocuk
(Br) iyi
ince bir fark
(US) iyi
efendi çocuk
nazik hüküm
kritik karar Noun
iyi bir para
çıtkırıldım, kibar Ayşe: herkese karşı aşırı tevazu, nezaket, kibarlık gösteren/taslayan (kimse, özellikle
kadın).
nice nelly, nice nellie, nice Nellie şeklinde de yazılır.
euphemistic.
çıtkırıldımlık, aşırı tevazu/nezaket/kibarlık.
güç hukuk sorunu
nazik soru
çetin sorun
Ne zamandır görüşmemiştik.
ince anlam farkları Noun
nahoş bir sürpriz
Tanıştığımıza memnun oldum.
başı belaya girmek Verb
Çok güzel görünüyor.
iyi adam
politikada barış yanlısı
herkesin dostu
birinin güzel sözlerle gönlünü almak Verb
  1. many a
  2. so many
  3. How many
  4. so much
many happy returns of the day
after many vicissitudes

Turkish Dictionary (Kubbealtı Turkish Dictionary)

  1. Çok, pek çok, birçok