pen

  1. (mürekkepli) kalem, yazı kalemi, tüy kalem.
    fountain pen: dolmakalem, stilo.
    ball pen = ball
    point pen: bitmez (mürekkepli) kalem.
    pen - and - ink: (a) kalem ve mürekkep, (b) mürekkeple yazılmış/çizilmiş.
  2. (a) yazı, yazma, üslûp, yazı yazma sanatı, edebiyat.
    pen portrait: yazı ile tasvir.
    have a
    fluent pen: akıcı bir üslûba sahip olmak. (b) yazar, muharrir.
    pen name: takma ad, müstear isim.
    He makes his living with pen: Yazarlıkla (muharrir olarak) geçinir.
  3. pen point ile ayni anlama gelir. kalem ucu.
  4. (a) kuştüyü, kanat ve kuyruktaki ekseninin içi boş tüy, (b) yeni biten kuştüyü, (c)
    pens: kanatlar.
  5. Zoology bazı kafadanbacaklıların gövdelerindeki tüy şeklinde boynuzumsu yapı (mürekkepbalığında olduğu gibi).
  6. (kalemle) yazmak, yazıya geçirmek, kâğıda dökmek.
  7. ağıl, kümes, kafes vb. gibi hayvanların kapatıldığı yer.
  8. (ağıla/kümese/kafese) kapatılmış hayvanlar.
  9. kasa /dolap vb. gibi bir şeyi saklama yeri.
  10. (bkz: playpen ).
  11. (bkz: bull pen ).
  12. tutuk evi, tevkifhane.
  13. dişi kuğu.
  14. Military denizaltı tamir doku.
  15. ağıla/kümese/kafese vb. koymak/kapatmak/hapsetmek.
kalemiyle geçinmek Verb
kalemini zehire batırmak Verb
kalemiyle geçinmek Verb
kalemiyle yaşamak Verb
kalemiyle yaşamak Verb
kaleme sarılmak Verb
bir sözcüğün üzerini çizerek silmek Verb
kaleme sarılmak Verb
tükenmez kalem
tükenmez dolmakalem.
ball point pen, ball pen, ball-point, biro ile ayni anlama gelir. Noun
pergel: bir ucunda kalem bulunan bacakları yayla bağlı pergel. Noun
tutuk evi, nezarethane, geçici cezaevi. Noun
geçici olarak kalabalıklaşan yer. Noun
(beyzbol) yedek oyuncu sahası. Noun
resim kalemi.
keçe kalem
ispirtolu kalem
keçe uçlu kalem
dolmakalem, stilo.
kolay yazmak Verb
işlek üslubu olmak Verb
kolay yazmak Verb
insülin kalemi Noun, Medicine-Health
gazeteci.
yazarken yapılan yanlışlar
ışık kalemi, bilgisayarlarda özellikle destekli tasarım alanında ekrandaki çizim üzerinde vb. değişiklik
yapmak üzere kullanılan yüksek duyarlıklı ışıklı elektrik kalemi.
Noun
kalem açmak Verb
(küçük çocuklar için) oyun kafesi
bebek parkı
imzasız mektup yazan
kâtip efendi olmak Verb
tüy kalem.
quill driver: yazar, muharrir, kâtip.
işlek yazı
işlek kalem
kamış kalem
saz kalem
tirlin
kolay verilen yazılı emir veya atılan imza
yazma hatası Noun
ABD'leri başkanının Kongre ya da Senato'ya danışmadan alabileceği karar
kalem vuruşu
dolmakalem, stilo. Noun
denizaltı barınağı
kalem ucu Noun
yazı yazmak Verb
yazı kalemi
bir mektubu kaleme almak Verb
mektup buu kaleme almak Verb
dolma kalem ve mürekkep
yazı masası mürekkepli kalem takımı
mektup arkadaşı
kalem sapı
takma ad, müstear isim. Noun
mektup arkadaşı, tanışmadan mektuplaşanlardan herbiri. Noun
pen ile ayni anlama gelir. kalem ucu.
yazı ile anlatma
kâtip efendi
pina Noun, Animal Species
kırtasiye dükkânı
kalem ucu Noun
(bir kimseye bir hususta) acı şeyler yazmak, kaleminden zehir damlamak.
pen dipped in gall: zehirli
(zehir gibi acı şeyler yazan) kalem.
gitme telaşı içinde kalemini unuttu
yazmaya başlamak, kaleme sarılmak, kalemi eline almak.
eline kâğıt kalem almak Verb
yazı yazmaya başlamak Verb
yazmaya başlamak Verb
kâğıt kaleme sarılmak Verb
farthing
penny
penny- a-line
halfpenny
Phnom Penh Noun, Place Names