picture

  1. resim.
    picture-book: resim kitabı, resimli kitap.
  2. görüntü, suret, tasvir, tarif, tanımlama.
    This book gives a good picture of life in rural areas.
  3. hayal, zihinde hasıl olan görüntü.
  4. grafik, canlı tasvir.
  5. tablo, resim.
    picture frame: resim çerçevesi.
    picture gallery: resim galerisi.
  6. motion picture ile ayni anlama gelir. sinema.
  7. resim gibi güzel kimse/şey/topluluk/sahne vb.
    She was a picture in her new dress: Yeni elbisesiyle resim gibi güzeldi.
  8. bir başkasının benzeri/sureti.
    He is the picture of his father: Tıpkı babasına benziyor.
  9. (manevî bir niteliğin/durumun) görünüşü/teşahhusu/canlı timsali, örneği.
    The picture of health:
    Sağlığın timsali.
    She is the picture of despair.
  10. durum ve koşullar, ahval.
  11. kavrayış, kavrama, anlama, bir durumun anlaşılması.
    have a clear picture of the problem: meseleyi
    iyice kavramak.
    Do you get the picture: Durumu anlıyor musun?
  12. (sinema/TV vb.'de resmi yansıtan) ekran.
  13. (herkesi meşgul eden) durum/ ortam, sahne.
    the unemployment picture: işsizlik durumu.
    come
    into the picture: ortaya/sahneye çıkmak, zuhur etmek, belirmek, söz konusu olmak.
    In the 1930's Hitler came into picture: 1930'larda Hitler ortaya çıktı.
    be very much in the picture: bir meselede çok önemli rolü olmak.
    be out of the picture: sayılmamak, olayda rolü/dahli olmamak.
    put someone in the picture: bir kimseyi işe karıştırmak/ortaya atmak/haberdar etmek.
  14. resim yapmak, resmetmek.
  15. tasavvur/tahayyül etmek, zihinde canlandırmak.
  16. tanımlamak, tasvir/tarif etmek.
babasının modeli olmak Verb
Sinema filmi gösterim faaliyetleri (NACE kodu: 59.14) Noun, Trades-Professions
Sinema filmi, video ve televizyon programı faaliyetleri (NACE kodu: 59.1) Noun, Trades-Professions
Sinema filmi, video ve televizyon programları dağıtım faaliyetleri (NACE kodu: 59.13) Noun, Trades-Professions
Sinema filmi, video ve televizyon programları çekim sonrası faaliyetleri (NACE kodu: 59.12) Noun, Trades-Professions
Sinema filmi, video ve televizyon programları yapım faaliyetleri (NACE kodu: 59.11) Noun, Trades-Professions
Sinema filmi, video ve televizyon programları yapımcılığı, ses kaydı ve müzik yayımlama faaliyetleri (NACE kodu: 59) Noun, Trades-Professions
resim için poz vermek Verb
ödemeler dengesi görüntüsü
konu ile ilgili bilgi sahibi olmak Verb
resimde bulunmamak Verb
kan tablosu Noun
hemen oracıkta resmini çizivermek Verb
klinik manzarası
klinik görünümü
renkli resim
gerçeği görmek Verb
konu edilmek Verb
ortaya çıkmak Verb
netleşmek Verb
iyi canlandırmak Verb
kapak resmi
belgesel film
resim yapmak, tasvir etmek, gözönüne sermek.
resmetmek Verb
ekonomi manzarası
bir filmi kurgulamak Verb
istihdam manzarası
iş olanakları manzarası
baş film
anlamak Verb
bir şeyi olduğu gibi anlatmak Verb
erotik resim Noun, Photography
erotik fotoğraf Noun, Photography
topluluk resmi
çok kontrastlı resim
müstehcen resim
mal mevcudunun manzarası
işsizlik piyasasının görünümü
işsizler piyasası
canlı tablo. Noun
yerel özellikler
pazarlamanın arz ettiği manzara
pazarlamanın arzettiği manzara
zihinde canlandırma
zihinde canlandırılan durum
sinema filmi
sinema, film.
picture ile ayni anlama gelir. sinema.
sinema.
haber resmi
müstehcen resim
genel görünüm

paint ile ayni anlama gelir. tasvir etmek, resmetmek.
His letters paint a wonderful picture
of his life in Europe. to paint a sunset.
bir resme asgari satış fiyatı koymak Verb
pek pembe bir manzara arzetmek Verb
pek pembe bir manzara arz etmek Verb
üretimin görünümü
kâr görünümü
son durumla ilgili bilgi vermek Verb
birine bir olayı anlatmak Verb
pembe görünüm
gölge resim.
ağır çekim film
sesli film
resim çekmek.
sesli sinema.
televizyon resmi
televizyon filmi
çıkartma
(film) trükaj
tasvir, iyi açıklanmış tanım.
resimli ilan
resimli kitap
video plağı
resim bulanıklığı
görüntü öğesi Information Technology
resimlik
resim çerçevesi
televizyonda saniyedeki tam resim tarama sayısı
resim galerisi
sinema müdavimi
geniş kenarlı kadın şapkası.
sinema
(televizyon) satır sayısı
film yapımcısı
sinema
resim düzlemi.
resimli kartpostal.
resimli posta kartı
projeksiyon makinası Noun
resimli bilmece.
resim niteliği
resim restoratörü
(US) ekran
ekran metni
film gösterisi
(US) resim çeken
resim çeken
resim çeken mercekler Noun
telefotografi
tahayyül etmek Verb
televizyon resim göndericisi
resmi yayınlama
resim yayınlama
televizyon resim göndericisi
almaç ışıtacı, resim tüpü. Noun
manzara seyredilen geniş pencere.
resimlerle/simgelerle yazı yazma. Noun
yazı olarak (harf yerine) kullanılan resimler/simgeler. Noun
sefaletin ta kendisi olmak Verb
filmcilik yapmak Verb
yüzünden sıhhat fışkırmak Verb
renkli resim tüpü
gazeteden bir resmi kesip çıkarmak Verb
bir şeyi aslına tam bağlı kalarak çizmek Verb
birinin resmini çizmek Verb
bir şeyin resiminıçiziştirmek Verb
bir şeyin resmini çiziktirmek Verb
birinin resmini çizmek Verb
oynatma hakkı tek bir kişiye tanınmış film
bir şeyi gözünde canlandırmak Verb
bir fotoğrafı çerçeveletmek Verb
bir resmi çerçeveletmek Verb
sapasağlam görünmek Verb
sinema oyuncusu/aktörü/artisti.
motion picture camera: alıcı.
motion picture film: boş
film.
motion picture projector: gösterici.
motion picture studio: işlik.
motion picture technique: sinema uygulayımı.
motion picture theater: sinema.
motion picture theater owner: oynatımcı.
sinema filmciliği
sinema filmi çekme makinesi
sinema makinesi
sinema makinesi sinema müptelası
filmcilik şirketi
sinema filmi yöneticisi
sinema filmi prodüktörü
film endüstrisi
sinema filmi prodüktörü
sinema filmi yapımcılığı
film gösterici
film yıldızı
film stüdyosu Noun
sinema filmi reklamcılığı
resim nokta sayısı
resim çekmek Verb
Son Gösteri Proper Name, Cinema