premise

  1. premiss ile ayni anlama gelir. öncül, kaziye, tasımda kendilerinden sonuç çıkarılan önermelerden
    biri. major premise: büyük önerme, kübra. minor premise: küçük önerme, suğra.
  2. varsayım, faraziye.
    I'm rather questioning whether the whole premise is correct.
    in these premises:
    bu şartlar altında, bu duruma göre.
  3. mülk, emlâk, ev/han vb. bina ve bunu içine alan arazi (bahçe vb.).
    on the premises: bina müştemilâtı
    içinde.
    “These are private premises. Keep off my premises!” shouted the owner.
    see someone off the premises: birini kapı dışarı etmek.
    No one allowed on the premises: Buraya girilmez!
  4. (önerme/tartışma nedeni olarak) ileri/öne sürmek, beyan etmek.
  5. varsaymak, mevcut olduğunu farzetmek/ima etmek.
  6. önermek.
  7. (tanıtma/açıklama yoluyla) önceden belirtmek.
bir katın kirası