quick

  1. tez, çabuk, ivedi, seri, âni.
    a quick response: âni cevap.
    quick assets: çabuk paraya çevrilebilen
    mal/değerler (bono, senet vb.).
    quick returns: çabuk gelen kazanç.
    as quick as I can: mümkün olan süratle, elimden geldiği kadar çabuk.
  2. hızlı/süratli (hareket esen). a
    quick fox. a quick train.
    quick march : hızlı yürüyüş.
  3. çevik, ayağına tez.
  4. aceleci, sabırsız.
    a quick temper.
  5. canlı, kuvvetli, hararetli, ateşli (duygu vb.).
    quick feelings.
  6. faal, işlek, hızlı iş gören.
    a quick worker.
  7. keskin (zekâlı), anlayışlı, zeki, çabuk kavrayan.
    a quick student.
  8. duyar, hassas, keskin.
    a quick ear/eye.
  9. gebe, hamile.
  10. canlı, diri, hayatta.
  11. tırnak altındaki hassas et.
  12. hayatî/en önemli şey.
  13. quickly ile ayni anlama gelir. tezelden, ivedilikle, alelacele, âni/seri olarak, çabucak, hızla, süratle.
dört ayak olmak Verb
parmağı tetikte olmak ; tetiği çekmek ; eli tetikte ; hazırcevap ; kafası çabuk işler .
acele etmek Verb
çabuk ol
iliğine işlemek Verb
sapına kadar İngiliz
birinin gönlünü kırmak Verb
(birini) çok gücendirmek, rencide etmek.
The children's teasing cut her to the quick.
çok incitmek/yaralamak, kalbinden vurmak, derinden yaralamak.
çok çabuk
ağır
birini ölecek şekilde yaralamak Verb
canlılar, hayatta olanlar.
the quick and the dead.
ciğerine işlemek, yüreğine tesir etmek.
yüreğine dokunmuş
ciğerine işlemiş
çabuk zengin olmak istemek Verb
hızla kazanılmış para
(US) düşük kalite
çabuk cevap
çabuk yanıt
hemen, çabucak.
say quick as a flash: taşı gediğine koymak, âni ve zekice cevap vermek.
yıldırım gibi çabuk
uçar kül
likit varlık Noun, Accounting
finansmanda zarara uğramadan nakde dönüştürülebilecek aktif değerler Noun
likiditesi yüksek varlıklar Noun
kolayca paraya çevrilebilir aktifler Noun
pazarlanabilir menkul değerler Noun
alacaklar gibi likiditesi yüksek varlıkların kısa vadeli borçlara oranı
(US) kasa
rakamlarla arası iyi
hızlı kazanılmış para
nemalı sermaye
işitme duyusu keskin
seri atış
genellikle
bilanço üzerinde bir sorunu geçici olarak düzeltme
bir sorunun hızlı ve köklü olmayan çözümü
hızlı ve köklü olmayan çözüm
şok dondurmak Verb
derin dondurmak Verb
derin dondurulmuş yiyecek
couch grass.
ayrık otu Noun, Plant Species
ayrıkotu Noun, Plant Species
çabuk büyüme
taze dikenli fidanlardan yapılmış çit
çabuk nakde çevrilebilir bilanço kalemleri Noun
kısa vadeli borçlar Noun
kısa vadeli geri ödenecek borçlar Noun
kısa vadeli (bilanço) cari borçlar Noun
sönmemiş kireç
self servis restoran
acele servis yapan restoran
çabuk hazırlanan yemek
ileri, marş!
talep edildiğinde geri çekilebilecek şekilde yatırılmış para
sezme gücü çabuk olma
kavrama gücü çabuk olma
çabuk inanır
uyanık, atik, çevik, çalâk, eli tetikte, hazırcevap, kafası çabuk işler.
şişirme sınav
çabuk karşıya geçme
bir firmanın likidite durumu
firmanın likidite durumu
savaş sonrası çabuk kalkınma
mevcut borçlar ile mevcut likit değerler arasındaki oran
likidite oranı
çabuk iyileşme
acele servis yapan restoran
çabuk ciro
çabuk satış
çabuk ciro
çabuk ciro
çabuk öfkelenen
dakikada 120 adımlık yürüyüş.
sinirli
hazırcevap
kavrayışlı
eskpres tren
hızlı ciro
kısa bir süre içinde yapılan alım ya da satım
çabuk iş yapan işçi
eline çabuk işçi
çabuk nakde çevrilebilir bilanço kalemleri Noun
çabuk satılan mallar
çabuk satılan mallar Noun
şimşek/yıldırım gibi, şaşırtıcı bir hızla.
yıldırım gibi çabuk
hızlı tempoda
çevik olmak Verb
hızlı daktilo yazan bir kimse olmak Verb
bir şeyde becerikli olmak (marifetli , beceriksiz , eli çabuk , eli ağır vs olmak Verb
çabuk kazanç sağlamak istemek Verb
çabuk öğrenme yeteneğine sahip olmak Verb
çabuk kavrayabilmek Verb
çabuk satılmak Verb
zeki olmak Verb
çabuk silah çekmek Verb
(motor) hemen ateşlenme yeteneği olmak Verb
anlayışı çabuk işlemek Verb
çabuk alınmak Verb
çabuk öğrenmek Verb
çabuk alınmak Verb
hızlı daktilo yazan bir kimse olmak Verb
iki misli hızla sürmek Verb
kitabın sayfalarını çabuk çabuk çevirmek Verb
çabucak bir şeyler atıştırmak Verb
çabuk öfkeleniyor olmak Verb
çabuk öfkelenen bir huya sahip olmak Verb
ancak bir tek atacak kadar vakti olmak Verb
hazırcevap olmak Verb
birbiri ardına Adverb
kısa aralıklarla Adverb
diriler ve ölüler