seizure

  1. Noun, Law el koyma
  2. Noun, Criminal Law elkoyma
  3. Noun, Law haciz
  4. Noun yakalama, tutma, müsadere, elkoyma, haciz, zaptetme, gaspetme.
  5. Noun mülk edinme, mülkiyet, tasarruf.
  6. Noun ânî hastalık nöbeti.
    an epileptic seizure: sar'a nöbeti.
    Brit.:
    seisure.
müsadere edilemez olmak Verb
haczedilemez olmak Verb
(sara) nöbete tutulmak Verb
haciz altında olmak Verb
haczi altında olmak Verb
nakliyat sigortasında zapt etme ve alıkoyma
satmak veya devretmek kaydıyla haciz
satış amacıyla haciz
satmak veya devretmemek kaydıyla haciz
haciz koymak Verb
icra yoluyla haciz
hacizden muaf
zapt ve müsadere hariç
haciz kaldırmak Verb
haczi kaldırmak Verb
haciz koymak Verb
müsadere etmek Verb
zapt etmek Verb
çoklu rehin
muvakkat haciz
geçici haciz
trafiğin büyük çapta artması
gemiyi müsadere etme
bir gemiyi müsadere etme
bir şehri ele geçirme
kaçak eşyaya gümrük memurlarınca el konması
hasata el konması
menkul malların haczi
menkul malların haciz czii
menkul malların haczi
iktidarı ele geçirme
zapt-ü müsadere klozu (haciz konulamıyacağına dair hüküm
müsadere ve hacizden muafiyet klozu (savaşta deniz sigorta poliçesine konan , sigortacı sorumluluğunu sınırlayan kloz
bir şeyin müsaderesini emretmek Verb
Suçtan Kaynaklanan Gelirlerin Aklanması Araştırılması, Ele Geçirilmesi ve El Konulmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi Noun, International Law
Birleşmiş Milletler Uçakların Yasadışı Yollarla Ele Geçirilmesinin Önlenmesine Dair Sözleşme Noun, International Law