sweet

  1. tatlı, şekerli, ballı.
    as sweet as honey: bal gibi tatlı.
    sweet stuff: şekerleme.
  2. lezzetli, şeker/bal gibi.
  3. taze, yeni, bayatlamamış.
    This milk is still sweet .
  4. güzel kokulu, nefis, mis gibi.
    to smell sweet: mis gibi/güzel kokmak.
  5. hoş, lâtif, güzel, âhenkli, kulağa hoş gelen.
    say sweet nothings to someone: birine güzel/tatlı sözler söylemek.
  6. sevgili, kıymetli, sevimli, şirin, cana yakın.
    She's a sweet person: Çok cana yakındır.
    a sweet girl.
  7. mülâyim, yumuşak, kibar, nazik.
    sweet temper: mülâyim mizaç.
    That's very sweet of you: Çok naziksiniz.
  8. hassas, içli.
  9. (toprak) verimli, mümbit.
  10. (şarap vb.) sert olmayan, şeker vb. ihtiva eden.
    sweet wines.
  11. Chemistry arı, saf, katışıksız, yabancı maddelerden arıtılmış.
  12. Music (caz vb.) hafif, yavaş tempolu, gürültüsüz.
    to run sweet: (motor) gürültüsüz işlemek.
  13. tatlılıkla, hoş/mülâyim bir şekilde.
  14. tatlılık.
  15. tatlı/hoş/lâtif şey.
  16. tatlı (yemek), şekerleme, bonbon.
    have a sweet tooth: tatlı şeylere düşkün olmak.
  17. güzel ve hoş kokulu şey.
  18. sevgili.
keyfine göre, canı nasıl isterse.
zerde
acı tatlı
tadı hem acı hem de tatlı olan
iyi ve kötü yanı olan
sert şekerleme, akide şekeri.
tatlılaştırmak Verb
yeşil alisum
(Lobularia maritima). Noun
hem tatlı hem de ekşi lezzeti olan
hayatın acı ve tatlı tarafları Noun
fesleğen, reyhan
(Ocimum basilicum). Noun
defne
(Laurus nobilis). Noun
manolya Noun
Akdeniz defnesi Noun, Food-Kitchen
yaban gülü
tatlı kiraz (ağacı)
(Prunus avium). Noun, Botany
tatlı kiraz (meyve). Noun
piçekli
(Myrrhis odorata). Maydanozgillerden yaprakları anason gibi kokan bir bitki. Noun
aksalkım
(Osmorhiza): Amerikada yetişen ve beyaz salkım çiçekler açan kalımlı bir bitki. Noun
elma suyu. Noun
kokulu yonca Noun
tatlı mısır
(Zea Mays saccharata). Noun
taze/sütlü mısır. Noun
dağ elması
(Malus coronaria): çiçekleri önce pembedir, sonra beyaza döner. Ufacık elmalar verir.
tatlı ve şekerleme reyonu
(US) şahsi sermaye olmaması durumunda
emek karşılığı hisse senedi satın alınması
azak eyeri
(Acorus Calamus): süngü gibi uzun yapraklı, kokulu köklü bir bitki. Noun
kokulu mersin
(Myrica Gale): bataklıklarda yetişen güzel kokulu bir fidan. Noun
ak amber
(Liquidambar Styraciflua). Noun
ak amber kerestesi, kızıl-kahverengi olup mobilyacılıkta kullanılır. Noun
günlük: ak amberden elde edilir, ilâç ve parfüm yapılır. Noun
baharat olarak kullanılan bitkiler.
tatlı ve kârlı iş
mercankök, sıçan kulağı
(Marjorana hortensis): kokulu yaprakları yemeklere rayiha vermekte kullanılan bir ot. Noun
(mizahî anlamda/az kullanılır) tatlı sevda sözleri, tatlı ve boş /aldatıcı vaitler.
meftun, âşık.
be sweet on someone: birine meftun/âşık olmak, abayı yakmak.
tatlı portakal. Noun
baklava
ıtırşahî, kokulu bezelye çiçeği
(Lathyrus odoratus): güzel kokulu çiçekler açan tırmanıcı bir bitki. Noun
tatlı biber, dolmalık biber
(Capsicum frutescens grossum).
bell pepper ile ayni anlama gelir. Noun
tatlı patates
(Ipomoea batatas).
tatlı patates
(Ipomoea Batatas). Noun
ocarina Noun
tatlı patates Noun, Plant Species
şeker kamışı
eyir otu
(Acorus calamus).
şekerci dükkânı. Noun
rayiha
yaltaklanma, dalkavukluk, tabasbus, müdahene, tatlı sözlerle kandırma. Noun
samimi olmayan kandırıcı konuşma
tatlılık
tatlı şeylere olan düşkünlük.
have a sweet tooth: tatlı şeyleri çok sevmek. Noun
sheepberry Noun
gliserol eriyiği. Noun
şeker tasfiyesinde en son kalan şekerli su, şerbet. Noun
hüsnüyusuf çiçeği
(Dianthus barbatus). Noun
hüsnüyusuf Noun, Botany
tatlı şarap
paskalya çöreği
iki dirhem bir çekirdek

bay ile ayni anlama gelir. defne
(Laurus nobilis).
bay leaf: defne yaprağı.
yeşil dolmalık biber Noun, Food-Kitchen
ağzının tadını bilmek Verb
kırmızı dolmalık biber Noun, Food-Kitchen
sweetbread (1). Noun
sarı dolmalık biber Noun, Food-Kitchen