trail

  1. peşinde (iz) bırakmak.
    a racing car trailing clouds of dust.
  2. (geriden) izlemek, peşinden gitmek, takip etmek.
  3. geri kalmak, arkadan gelmek.
  4. Military tüfek kesmek: sağ el ile kundağı kavrayıp dipçiği hafifçe yerden kaldırmak.
  5. sürünmek, sürünerek gitmek.
  6. trail away/off: zayıflamak, azalmak, yavaş yavaş tükenmek, dönüşmek. Her voice trailed off
    into silence: Sesi gittikçe zayıfladı, nihayet sustu. The conversation trailed off into absurdities: Konuşma sonunda maskaralığa dönüştü.
  7. ayakla çiğneyerek yol yapmak, iz açmak/bırakmak.
  8. bitki gibi yerde uzanmak/sürünmek.
  9. (kokusunu vb.) izleyerek avlamak.
  10. yol, iz, patika, keçiyolu.
    to blaze a/the trail: öncülük etmek, yol/çığır açmak.
    to follow the
    trail: izi takip etmek.
    hit the trail: yola koyulmak.
    trail bike: patika bisikleti, dar yollarda/sarp arazide giden bisiklet.
  11. arkada bırakılan koku/iz vb.
    pick up the trail: izi bulmak.
  12. kuyruk, uzun etek, peşten sürüklenen şey.
    trail of meteor: meteorun kuyruğu.
    trail rope:
    çekme halatı.
    hard/hot on someone's trail: bir kimsenin kuyruğundan ayrılmayan, yakından takip eden, peşini bırakmayan.
  13. (arkada bırakılan) toz bulutu, duman, ışık, insan, taşıt, sürü, yığın, vb.
    She left a trail of broken
    hearts: Ardında bir yığın kırık kalp bıraktı.
    The car left a trail of dust behind it: Otomobil arkasında bir toz bulutu bıraktı.
  14. top arabasının kundak kuyruğu.
başına bela aramak, kaşınmak, kavgaya bahane aramak.
kışkırtmak, kavga çıkarmak.
banka muamelelerinin izlenebilmesini sağlayan basılı kayıt
işlem geçmişi raporu Noun, Management
denetim tarihçesi Noun, Management
denetim izi Noun, Management
neredeyse tutmak üzere olmak Verb
bir şeyi aramaya koyulmak Verb
başkalarına yol göstermek Verb
çığır açmak için çalışmak Verb
seçim kampanyası gezisi
davar izi:
San Antonio (Texas)tan
Abilene (Kansas)a giden ve ABD İç Savaşlarından sonra
20 yıl kullanılan bir patika.
Noun
böyle bir söz söyleyerek konuşmayı bile bile esastan çevirmek Verb
seçim kampanyası gezisi
kaçış yolu
yola koyulmak Verb
sıkı takip
bir izin peşinden gitmek Verb
yanlış yolda
iz üzerinde
Oregon yolu: Amerikada batıya göç için kullanılmış olan Missouri'den Oregona kadar ≈ 3600 km.'lik yol.
kervan yolu.
mahkemeye vermek Verb
süratli muhakeme
kanunlara ve usule uygun olarak ve gereksiz gecikmelere yer vermeden yapılan muhakeme
birinin peşinde
contrail Noun
suçlu yu izlemek Verb
bir suçluyu izlemek Verb
sürüklemek Verb
öncü
çığır açan şey Noun
sığır güden kimse, sığırtmaç. Noun
(US) asliye mahkemesi hâkimi
asliye mahkemesi hâkimi
kan izi
havada uzanan duman
(insan sesi) giderek azalmak Verb
çekme halatı
birinin topuğuna basmak Verb