train

  1. saf, dizi, alay, katar, kervan, konvoy.
  2. silsile, zincir, dizi, tutarlık, bağdaşım, insicam.
    train of events: olaylar zinciri.
    train
    of thoughts: çağrışım, düşünce silsilesi.
    to lose one's train of thoughts: düşüncelerinin bağdaşımını kaybetmek.
  3. (dişli vb.) takım, düzen.
    a train of gears: dişli takımı. sıra, nizam, düzenli durum.
    Matters
    are in good train: İşler düzene girdi.
  4. refakatçiler, maiyet.
    to be in someone's train: birinin maiyetinde olmak.
  5. yerde sürünen uzun etek, kuyruk.
    the train of a peacock: tavusun kuyruğu.
  6. arkadan gelen şey, bir olayın sonucu olan başka olay.
    in the train of = in one's train: arkasından,
    sonunda.
    War brings famine in its train: Savaş arkasından açlık getirir.
    Disease came in the train of war: Savaşı hastalık izledi.
  7. çizgi halinde serpilmiş barut/patlayıcı madde.
    train of powder: barut serpintisi.
    to fire a
    train: barut serpintisini ateşlemek.
  8. alıştırmak, yetiş(tir)mek, öğretmek.
    to train nurses at a hospital.
  9. eğitmek, talim et(tir)mek.
    to train soldiers.
  10. evcilleştirmek, ehlileştirmek, yola getirmek.
    to train an unruly boy.
  11. idman etmek.
  12. istenilen biçime sokmak.
    You can train your hair to lie sown by combing it daily.
    train a tree:
    ağacı budayarak vb. istenilen biçime sokmak.
  13. (top) nişan almak.
  14. talim görmek.
  15. trenle gitmek/seyahat etmek.
  16. çekmek, sürüklemek, peşinden götürmek.
  17. (çocuğu) helâya alıştırmak.
birinin fikir silsilesini izlemek Verb
trenini kaçırmak Verb
treninıkaçırmak Verb
(US) birçok istasyona uğrayan yolcu treni
her istasyonda duran yolcu treni
yedek tren seferi
dönüş treni
marşandiz
yük treni
vapur bağlantılı tren. Noun
(Br) gemi ile bağlantısı olan tren
gemi ile bağlantısı olan tren
çok hızlı giden tren (Japonyada vb.). Noun
marşandiz ile
deve katarı
sığır treni
(US) banliyö treni
yataklı tren
aktarma tren
aktarma treni
aktarmalı tren
konteyner treni
gezi treni
gecikmiş tren
geciken tren
direkt tren
direkt tren seferi
şehre doğru giden tren
(US) şehre giden tren
(Br) Londra'da dışarı giden tren
aktarma organları Noun, Transport
etüv
erken saat treni
elektrikli tren Noun, Transport
yardım treni
yardım treni
trene binmek Verb
dışçembersel dişli: herbiri kendi ekseni etrafında dönmekle beraber biri öteki etrafında dönen dişli takımı.
gezi treni
ekspres treni
sürat katarı
ekspres
ilave tren
ekspres
ekspres tren
(US) yük (marşandiz) treni
marşandiz
yük katarı
cenaze götüren tren
dişli takımı
saat mekanizması, (saat ibrelerini döndüren) çark düzeni. striking train Noun
(Br) yük treni
marşandiz
marşandiz treni
anafor, zahmetsiz çıkar ve kâr sağlayan mevki.
yüksek sürat treni
hızlı tren Noun, Transport
hastane treni
gelen tren
içinde halkın istif olduğu tren
varagele
az vagonlu tren
yerleri numaralı tren
banliyö treni
bagaj treni
posta treni
posta
ana hat treni
malzeme treni
inşaat malzemesi taşıyan tren
marşandiz
yük treni
sabah treni, sabahın erken saatinde işleyen banliyö treni. Noun
yük vagonlu tren
hem yolcu hem de yük taşıyan tren
karma katar: yolcu ve yük vagonlarından oluşan tren.
sabah treni
giden tren
(a) katır kervanı, (b) katırların çektiği yük arabası katarı.
hedefi bilinmeyen bir yere doğru giden tren
gece treni
direkt tren
durmadan giden tren
direkt tren seferi
camlı vagonlu tren
posta treni
normal posta treni
giden tren
memleket dışına giden tren
tıklım tıklım dolu tren
(US) hayvan kervanı
hıncahınç dolu tren
gezi treni
indirimli yolcu treni
(Br) indirimli yolcu treni
yolcu treni
(askerlik) tren-pilot
(US) lüks tren
lüks tren
eskpres tren
hammadde treni
muntazam tren seferi
yardım treni
konvoy
lüks tren
eğlence yerlerindeki mini-tren.
(US) tarifeye yeni bir tren seferi koymak Verb
(US) tarifeli tren seferi
tarifeli tren
tarifeli tren seferi
vagon gemisi, yüklü demiryolu vagonlarını taşıyan gemi. Noun
kısa mesafede mekik dokuyan tren
hava yük katarı.
yataklı vagon treni
posta treni
ek tren seferi
özel tren seferi
trenden inmek Verb
gezi treni
her istasyonda duran tren
banliyö treni
malzeme treni
aktarmasız tren
direkt tren seferi
direk tren
oyuncak tren
(Br) metro treni
metro treni
yeraltı treni
tek tür yük taşıyan tren (yalnız kömür, yalnız buğday vb. gibi). Noun
sürat katarı
(US) vagonları arasında geçit olan tren
(US) ekspres
yük vagonu
araba katarı, dizi halinde arabalar. Noun
posta treni, her istasyona uğrayan tren.
işçi treni, demiryolu işçilerini ve malzemesini taşıyan tren. Noun
işçi vagonu
raydan çıkmış tren
yardım treni
tren kazası
nedime
tren telefon konuşması Communication
(telefon) trende telefon konuşması
trenin yolcu taşıma kapasitesi
tren istiap haddi
(US) tren vagonu
tren çarpışması
aktarma treni
tren bağlantıları Noun
(US) tren personeli
tren faciası
tren hareket memuru.
zayıflama rejimi yapmak.
tren makinisti
tren ücreti
tren feribotu
vagon taşıyan gemi
tren tarifesi
tren geliş-gidiş tablosu Noun
tren müfettişi
tren yolculuğu
tren hattı
emekliye ayırmak Verb
balina yağı.
tren rezervasyonu
tren yolculuğu
birini yetiştirmek Verb
tren tarifesi
(US) tren tarifesi
tren servisi
tren seferi
vagon deposu.
tren personeli
tren istasyonu
tren telefonu
tren bileti
yetiştirmek, terbiye etmek, eğitmek.
tren sevk pusulası (yük)
tren (yük) sevk pusulası
(kaza sigortası) tren faciası