1. avutmak, avundurmak, teselli etmek.
    He consoled himself with the thought that his children were safe after the accident.
  2. console table ile ayni anlama gelir. konsol.
  3. radyo-TV dolabı.
  4. orgun tuşlarını içeren kısmı.
  5. Mimarlık balkonların altına konan süslü destek.
  6. elektronik cihazın kontrol düzeni, kumanda masası.
iletişim konsolu
işletmen konsolu
kendini avutmak Fiil
console ile ayni anlama gelir. konsol.