1. tanrısal, ilâhî.
  2. kutsal, mukaddes, dinsel, dinî.
    divine worship.
  3. tanrıya yaraşır.
    divine magnanimity.
  4. göksel, semavî, uhrevî.
    The divine kingdom.
  5. fevkalâde/harikulâde güzel/iyi/muhteşem. (Bilhassa kadınlar bu anlamda kullanırlar).
    “What a divine hat!” cried Sue.
  6. tanrılaşmış.
    a divine person.
  7. insanüstü/fevkalbeşer mükemmellikte.
  8. ilâhiyata/dine ait.
  9. din bilgini, ilâhiyatçı.
  10. papaz, keşiş, rahip.
  11. kehanette bulunmak, gaipten haber vermek, önceden bilmek, fal açmak.
  12. sezmek, hissetmek, tahmin etmek, içine doğmak, önceden malûm olmak.
  13. (özel çubukla yer altındaki madeni/suyu) keşfetmek, yerini bulmak.
    He divined (for) water on my farm.
  14. yakında vukuuna işaret/alâmet olmak.
(a) Allah, Tanrı, (b) insanın manevî tarafı.
Vahiy Kitabı, Kitabı Mukaddesin son cüz'ü.
bereket
ilahi adalet İsim, Din ve İnanç
liturgy (3).
liturgy ile ayni anlama gelir. ekmek ve şarap takdisi âyini, Aşai Rabbani.
office (11). İsim
tanrısal hak
Allahın krallara verdiği hükümranlık hakkı.
service1 (11). İsim
service ile ayni anlama gelir. âyin, ibadet, tapınma.