1. İsim yöntem, yol usul.
  2. İsim tavır, hareket tarzı.
    She has a kind manner. He has an wakward manner. I don't like his manner.
  3. İsim davranış, tutum.
  4. İsim çeşit, tür, nevi, şekil, biçim, tarz.
    We saw all manner of birds in the forest. All manner of of things
    were happening. The trouble arose in a curious manner.
    in like manner: benzer şekilde, aynı tarzda.
    What manner of person was he? Nasıl bir adamdı?
  5. İsim üslûp.
    Verses in the manner of Spenser.
  6. İsim (a) tabiat, tiynet, karakter, (b) (bkz: guise ), (bkz: fashion ).
bocalamak Fiil
kabul edilebilir bir tarz
kolayca cevap vermek Fiil
horozlanmak Fiil
yatmakta olan bir hastaya karşı doktorun tutumu
davranışı
iş hayatı görgü kuralları İsim
doğru dürüst hareket etmek Fiil
bir şeyi ustaya yakışır şekilde yapmak Fiil
serbestlik
abur cubur yemek Fiil
soğuk davranış
bir durumu ustaca idare etmek Fiil
seçkin davranışı olmak Fiil
hoş tavrı olmak Fiil
havası olmak Fiil
süklüm püklüm
harrangürra haragüra
arkadaşça
profesyonel olarak
ezici bir tarzda
hem biçim hem de içerik bakımından
ima yoluyla
sinsi bir şekilde
kendini sıkmayış
doğal davranış
tutuk olmayan davranış
meyhaneci davranış davranmaı
köylü davranışı
köylü davranış davranmaı
acı konuşmak Fiil
telefonla konuşma adabı
eski usul davranış
eski usul davranış davranma
köylü gibi davranış
birine karşı soylu davranmak Fiil
birine gereken ilgiyi göstermemek Fiil
hitap şekli
hesap tarzı
nakliye şekli
nakliye şekli
teslimat şekli
ambalaj şekli
ödeme şekli
kalkış
anlatış
oy verme şekli
çalışma şekli
her türlü siyasi amaç
her çeşit şey
muhakkak, mutlaka, herhalde, elbette.
no manner of doubt: kuşkusuz, hiç şüphe yok.
asla, hiçbir veçhile, kat'iyen, hiç de.
He is by no means bright.
yapmacık davranış ; bir şey yapmak zorunda kalmak .
Öyle sayılır.
bir anlamda, bir bakıma, tabir caizse, söz gelişi, aşağı yukarı, takriben, denilebilir ki.
hangi şekilde olursa olsun Zarf
herhangi bir şekilde Zarf
hangi biçimde olursa olsun Zarf
herhangi bir biçimde Zarf
asla, hiçbir veçhile, kat'iyen, hiç de.
He is by no means bright.
(a) doğuştan kibar/asil, (b) doğuştan alışmış.
as (if) to the manner born: sanki böyle/bu iş için doğmuş.