1. Zarf henüz, şimdiye kadar, şu ana kadar, şimdiyedek.
    It was not yet time to go: Henüz gitme zamanı
    değildi.
    He hasn't arrived yet : Henüz (şu ana kadar) gelmedi.
  2. Zarf daha, şimdilik, şu anda, bukadar tez.
    It is not time to go yet: Daha gitme zamanı değil. ((bkz: It
    is time to go now ).)
    "Have another?" "Not yet thank you": Bir tane daha alın/buyurun! - Şimdilik istemem, teşekkür ederim.
  3. Zarf (a) hâlâ, el'an, daha.
    He is yet a child. There is time yet . (b) eninde sonunda, ergeç, arasıra.

    We'll get there yet.
  4. Zarf bundan başka, buna ilâveten, ayrıca.
    yet further triumphs to come. Gives yet another reason.
  5. Zarf yine de, mamafih, bununla beraber, buna rağmen.
    and yet everyone liked her.
  6. Zarf üstelik, buna rağmen, yine de.
    I've never read it nor yet intend to: Onu okumadım, üstelik okumaya da niyetim yok.
  7. Zarf daha da, hattâ.
    Play it yet more softly.
    A yet higher speed.
  8. Bağlaç gerçi, ise de, bununla beraber, yine de, buna rağmen.
    It is good, yet it could be improved. I speak
    to you peacefully, yet you will not listen.
  9. Bağlaç Lâkin, ama, fakat, ancak.
    It's strange, yet true: Garip, fakat gerçek.
  10. Bağlaç her ne kadar, ise de, olsa da.
    active, yet ill.
böyle olduğu halde
henüz, şimdiye/bugüne kadar, şimdiyedek.
As yet, no man has set foot on Mars: Şimdiye kadar Merih'e
insan ayağı basmadı.
I have received no answer from him as yet: Henüz ondan bir cevap almadım.
There has been no trouble as yet: Bugüne kadar bir müşkilât/zorluk çıkmadı.
henüz, şimdilik, şimdiye/ şu ana kadar.
As yet , we have received no answer.
The greatest book
as yet written.
not as yet: henüz değil.
We have not succeeded as yet . They haven't as yet returned.
böyle olmakla birlikte.
hemen, derhal, derakap.
bir kez daha
gene de
henüz teslime hazır olmamak Fiil
henüz gelmemiş olmak Fiil
vadesi (henüz) gelmemiş alacak
henüz tahsil edilmemiş kâr payları İsim
malum değil
vadesi henüz gelmemiş
henüz kesinleşmemiş
henüz haberdar değil