backbone

  1. Noun, Anatomy omurga
  2. Noun, Anatomy omurga, belkemiği.
  3. Noun temel, dayanak, destekleyen veya ayakta tutan kimse/şey.
    He is the backbone of the movement: Hareketi
    yöneten odur.
    The farmer is the backbone of this country: Çiftçi bu memleketin belkemiği/dayanağıdır.
  4. Noun metanet, azim, dayanıklılık, karakter sağlamlığı.
    He has got backbone: Sağlam karakterlidir.
    He
    has no backbone: Metin/azimkâr değildir.
  5. Noun (mücellitlikte) kitabın dikişli-zamklı arka kısmı.
  6. Noun, Maritime Traffic güneşliğin ortasındaki askı halatı.
  7. Noun gemi iç omurgasının temel kirişi.
tamamıyla, her bakımdan, sapına kadar.
I am Turkish to the backbone: Sapına kadar Türküm.
iskelet örgüt Noun
bir teşkilatın belkemiği olmak Verb
karakter sağlamlığı
ekstra destek
belkemiği